13. Hukuk Dairesi
13. Hukuk Dairesi 2015/3019 E. , 2016/8820 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR
Davacı, emlak komisyoncusu olduğunu, davalı ile 14.05.2011 tarihinde 65.000,00 TL bedelli gayrimenkul alım-satım ve komisyon sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşmenin 2. maddesine göre davalının, satış işleminden önce komisyon ücretini ödemesi gerekirken satış günü tapuda hazır olmayarak gayrimenkulü almaktan vazgeçip komisyon bedelini de ödemediğini, alacağın tahsili için Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğünün 2011/5046 esas sayılı dosyası ile başlattıkları icra takibine de itiraz ederek takibin durduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına, % 40 icra inkâr tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Davacı, simsarlık sözleşmesinden doğan komisyon bedeli ve cezai şartın tahsili için başlattığı takibe vaki itirazın iptali istemi ile eldeki davayı açmıştır. Davacı emlakçı ile davalı arasında imzalanan sözleşmeler 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 520. maddesindeki (Eski BK md 404.) şartlara uygun geçerli bir simsarlık sözleşmesidir. Simsarlık sözleşmesi, simsar ile bu sözleşmeyi imzalayan kişi arasında hak ve borç doğuran bir sözleşmedir. Öyle olunca davalı, şartların gerçekleşmesi halinde, davacıya karşı sözleşme ile yükümlendiği ücretten sorumludur. Davalının, sözleşmeyi imzaladığı, ancak taşınmazı satın almaktan vazgeçtiği ve sözleşme hükümleri uyarınca davacının alacağı olan sözleşme bedelini davacıya ödemediği sabittir. Sözleşmenin 4. maddesine göre, satış bedelinin % 3’ü alıcı tarafından ödenmesi gereken simsarlık ücreti olup, bunun dışında satış bedelinin geri kalan % 3’ü oranındaki kısmının ise cezai şart niteliğinde bulunduğunun kabulü gereklidir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 182. maddesi hükmünce hâkim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir. Bu hükmü hâkimin resen gözetmesi gerekir. Ceza koşulunun fahiş olup olmadığı tarafların ekonomik durumu, özel olarak borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borcunu yerine getirilmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, borçlunun kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmeli ve hüküm altına alınacak ceza miktarı hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun olarak tespit edilmelidir. Her ne kadar Mahkemece sözleşme geçerli kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 182/son(Eski BK md. 161/son) maddesi gereğince tenkisi gerektirecek bir durum varsa bu hususun da değerlendirilmesi ve hâsıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, Mahkemece bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde cezai şartın tamamı üzerinden hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.