3. Hukuk Dairesi 2016/4087 E. , 2016/8682 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki iştirak nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların ...Aile Mahkemesinin .... sayılı ilamıyla anlaşmalı boşandıklarını, müşterek çocuğun velayetinin müvekkiline verildiğini, protokol gereği çocuğun özel okul öğrenim masraflarının davalı baba tarafından karşılanmasına ilişkin hüküm kurulduğunu, davalının 4 yıl okul masraflarını karşıladığını, daha sonra başka bir okula kaydettirmek istediğini, velayet müvekkilde olması nedeniyle okul seçme hakkının da kendisinde olduğunu, müvekkilin karşı çıkması üzerine davalının öğrenim masraflarını ödemekten kaçındığını, ilamda parasal miktar gösterilmediği için ihtilaf oluştuğunu ileri sürerek; müşterek çocuk lehine 5.000,00 TL iştirak nafakasına ve her yıl... oranında artışa karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin anlaşmalı boşanma protokolündeki hüküm gereği maddi durumunu dikkate alarak başka bir okula kayıt yaptırdığını, davacının kayıt yaptırdığı okul ile yıllık gider farkı bulunduğunu, müvekkilinin iş akdinin sonlandırıldığının bildirildiğini, talebin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile; müşterek çocuk lehine aylık 1.000,00 TL iştirak nafakasına ve her yıl ...oranında artırılmasına karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Türk Medeni Kanunu'nun 182/2 maddesi gereğince; velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine katılmakla yükümlüdür. İştirak nafakası takdir edilirken; çocuğun yaşı, ihtiyaçları, okul seviyesi, sosyal çevreye göre yaşam seviyesi, velayet tevdi edilen tarafın ekonomik durumu ile nafaka yükümlüsünün mali gücü birlikte değerlendirilip, hakkaniyete uygun bir nafakaya karar verilmelidir. ./.. -2-
Dosyanın incelenmesinde; tarafların ....Aile Mahkemesinin ... sayılı ilamıyla anlaşmalı olarak boşandıkları, müşterek çocuğun velayetinin anneye verildiği, protokol gereği çocuğun özel okul öğrenim masraflarının öğrenim hayatı süresince davalı baba tarafından karşılanmasına karar verildiği görülmektedir.
Müşterek çocuğun özel okul masraflarına ilişkin davacı tarafından diğer giderler hariç okul masrafı 30.000,00 TL, davalı tarafından kayıt yapılan okulun masrafı ise 17.800,00 TL olarak ileri sürülmektedir. Anlaşmalı boşanma protokolünde; müşterek çocuğun özel okul masrafların davalı baba tarafından karşılanmasına yönelik anlaşma bulunduğuna göre; nafaka miktarının tayini açısından bu hükmün dikkate alınarak özel okul masraflarının araştırılması gerekmektedir.
Ayrıca; mahkemece davalı hakkında yapılan sosyal ekonomik durum araştırmasına göre yönetici olarak çalıştığının, 9.000,00 TL geliri olduğunun, 3.750,00 TL kira ve 1.600,00 TL aidat ödediğinin tespit edildiği, daha sonra davalı tarafça iş akdinin sona erdirildiğinin ve gayrimenkul danışmanlığı işine başladığının, bu işin de askıya alındığının belirtildiği, davacı tarafça da davalının taşınmazları olduğunun ve gelir elde ettiğini ileri sürüldüğü belirlenmektedir. Mahkemece; davalının taşınmaz bilgilerinin ve gelir elde edip etmediğinin araştırılmadığı, tanık beyanları ile yetinildiği görülmektedir.
O halde; mahkemece; davalının anlaşmalı boşanma protokolünde müşterek çocuğun öğrenim hayatı süresince özel okul masraflarını karşılayacağını taahhüt ettiği gözetilerek ve hükmedilen nafaka miktarının kendi kayıt yaptırdığı okul masrafını dahi karşılamadığı dikkate alınarak, davalının şahsi ve taşınmazlarına ilişkin geliri ile müşterek çocuğun özel okul masraflarının araştırılması neticesinde oluşacak sonuca göre müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, davacı anne ile nafaka yükümlüsü babanın ekonomik durumuna istinaden daha fazla nafakaya hükmedilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...