Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre ve sanığın eylemini TCK'nın 6. maddesi kapsamında silahtan sayılan araba ile işlediğinin anlaşılması karşısında tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmeyerek dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede: Sanığa yükletilen görevi yaptırmamak için direnme eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır. Ancak, 04/03/2010 tarihli hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi nedeniyle verilen ceza sanık lehine kazanılmış hak teşkil ettiğinden 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesi uyarınca sanık hakkında sonuç cezanın "6 ay hapis cezasına" indirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanık ...'ün temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesi uyarınca, tebliğnameye aykırı olarak, hüküm fıkrasına “1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesi uyarınca sanık hakkında verilen cezanın 6 ay hapis cezasına indirilmesine” ibaresinin eklenmesi biçiminde HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18/04/2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.