3. Hukuk Dairesi 2015/12799 E. , 2016/9881 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVALILAR : 1- ... VEK.AV. ...,
2- ....
VEK.AV. ... VS.
3- ...
Taraflar arasındaki kusursuz sorumluluğa dayalı tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın maddi tazminat yönünden reddine, manevi tazminat yönünden kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; davalılardan ...'ın üzerinde enerji nakil hattı geçen evinin 2.katına çıkmak suretiyle bu hat ile mesafeyi daralttığını, olay tarihinde müvekkilinin çocuklarının davalı ... a ait evin damında oynadığını fark edince çocuklarını almak için evin damına çıktığını, bu sırada elektrik akımına kapılarak, hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığını, ayak başparmağının kesildiğini, çalışma gücünü kısmen yitirdiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminat ve 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar; kusurlarının bulunmadığını bildirerek, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, dosya kapsamı içerisinde birden fazla kusura ilişkin raporun bulunduğu, bu nedenle ... öğretim üyesi olan bilirkişi kurulundan kusur durumuna ilişkin rapor alınması için davacı vekiline 25/03/2014 tarihinde yapılan duruşma sırasında giderleri yatırması için kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçlarının hatırlatıldığı, ancak buna rağmen giderlerin depo edilmemesi nedeniyle tarafların kusur durumlarını ortaya koyan son raporun alınmasına ve böylece davalıların kusurlarının tespitine olanak kalmadığı anlaşılarak maddi tazminat için gerekli araştırmaların yapılması mümkün olmadığından maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteğinin kısmen kabulüne ve kısmen reddine; 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, sözkonusu karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir ./.. -2- Uyuşmazlık, kusursuz sorumluluğa dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir . Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin tüm davacı vekilinin sair sair temyiz itirazları yerinde değildir.
1.) 6100 sayılı HMK'nın 324. maddesi Uyarınca "(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. a-) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. b-) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır." hükmünü içermektedir.
Mahkemece; kusur ve zarar miktarının tespitine yönelik dosyada alınmış 2 ayrı rapor olmasına rağmen; gider avansının davacı tarafından yasal süresi içinde yatırılmaması üzerine mahkemece davacının yeniden rapor alınması isteminden vazgeçmiş sayıldığı nazara alınarak; mevcut delil durumuna göre kusur ve zarar miktarının belirlenmesi gerekirken maddi tazminat isteminin tümden reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2.) Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. (HMK md. 26)
Dava dilekçesinde; alacağın müştereken ve müteselsilen tahsili istenmediğine göre, hükmedilen alacaktan davalı borçlular eşit oranda sorumludurlar. Mahkemece, talep dışına çıkılarak 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
3.) Öte yandan, bir hükmün neleri içermesi gerektiği HMK’nın 297.maddesinde tek tek sayılarak ayrıntılı biçimde gösterilmiştir. Buna göre, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Bu şekilde, dava sonunda, mahkemenin kimin lehine, kimin aleyhine karar verdiği, davacının talebinin ne kadarının kabul edildiği, davalının neye göre mahkum edildiği tereddütsüz şekilde anlaşılmalıdır. Biçim koşullarının getiriliş amacı, hükmün ayıklığı ve anlaşılırlığı kadar infaz kabiliyetini de sağlamaktır. Aksi hâl, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır ve dava içinden yeni davaların doğmasına neden olur. ./.. -3-
Hal böyle olunca, oluş ve kabule göre mahkemece; hüküm fıkrasının ,4,5,6, ve 7 . bentlerinde vekalet ücreti ve yargılama giderine ilişkin hüküm oluşturulurken HMK.'nun 297 hükmüne aykırı infazda tereddütlere yol açacak şekilde ilgi harç ve vekalet ücretinin isim verilmeksizin tek bir davalı varmışçasına "davalıdan tahsili" şeklinde muğlak ifadeler kullanılması isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 23/06/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...