17. Ceza Dairesi

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle incelenerek, gereği görüşülüp düşünüldü: Zorunlu müdafiliğe ilişkin CMK’nın 150. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak ayrıntıları Ceza Genel Kurulu’nun 18.03.2008 tarih ve 2008/9-7-56 sayılı 21.12.2010 tarih, 2010/11-251-267 ve 20.03.2012 gün, 2011/6-235 Esas ve 2012/110 Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere, “kendisine zorunlu savunman atandığından sanığın haberdar edilmediği durumlarda, zorunlu savunmana yapılan tefhim veya tebliğin kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağı anlaşılmakla; Sanık ...’in beyanlarının yakalanması üzerine talimat yolu ile alındığına beyanlarında avukat istemediğini söylediği, mahkemece müdafi atanmış ise de bu durumun sanığa bildirilmediği, dosya kapsamına göre sanığın kendisine zorunlu müdafii olarak atanan Av. ...'tan haberi olmadığı, bu durumda zorunlu savunmanının kararı süresinden sonra temyiz etmemesi hukuki sonuç doğurmayacağından, sanık ...'e gerekçeli kararın tebliğ edilmesi gerektiğinden, tebliğ edildiğine dair belgenin dosyada bulunmadığı anlaşılmakla, varsa tebligat belgesinin dosya içerisine konulması, bulunmadığı takdirde gerekçeli kararın yöntemine uygun olarak gerekli ihtaratları içerir biçimde tebliğ edilmesi ve sunduğu takdirde temyiz dilekçesinin de eklenmesinden sonra gönderilmesi için dosyanın yerine iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 03.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap