13. Hukuk Dairesi
13. Hukuk Dairesi 2014/48335 E. , 2016/3855 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki maddi-manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, müşterek çocukları Muhammed Rufai'nin davalı ... kuruluşunda davalı doktor tarafından tedavi edildiğini, uygulanan tedaviden kısa bir süre sonra çocuğun sağ bacağında hareket zorluğu ile takip eden uyuşukluk oluştuğunu, başka sağlık kuruluşlarında yapılan tetkik ve incelemeler sonrasında, yakınmanın tedavi yönteminden ve uygulanan enjeksiyonlardan kaynaklı sinir hasarına dayalı olduğunu öğrendiklerini ileri sürerek; Muhammed Rufai için 1.000 TL maddi, 100.000 TL manevi; davacı ... için 70.000 TL manevi; davacı ... için 70.000 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemişlerdir. Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar avukatınca temyiz edilmiştir. Dava, özel sağlık kuruluşunda gerçekleştirilen tedaviden kaynaklı yakınma nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteklerine ilişkindir. Mahkemece, davalı ... kuruluşunun sunduğu sağlık hizmeti bakımından kamu hastanesi niteliğinde olup çalışanlarının kamu görevlisi kabul edilmesi gerektiğinden bahisle, HMK 114/1-b maddesi kapsamında davada idari yargının görevli olduğu,davalı doktora husumet yöneltilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Hemen belirtilmelidir ki, davalı ... kuruluşu özel hastane statüsünde olup, yönetiminde kamunun bir etkinliği bulunmamaktadır. Hal böyle olunca davanın idari yargıda görülmesi gerektiği şeklindeki mahkeme gerekçesi yerinde değildir. Öte yandan, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nu (TBK)502. maddesi hükmü uyarınca, diğer iş görme sözleşmeleri hakkındaki yasal düzenlemelere tabi olmayan işlerde, vekalet hükümleri geçerlidir. Somut olayda olduğu gibi özel sektörde görev yapan doktorlar ile hasta arasındaki uyuşmazlıkların vekalet sözleşmesine ilişkin hukuksal düzenlemelere göre çözülmesi gerektiği konusunda, öğreti ve Yargıtay’ın istikrar kazanmış uygulaması arasında paralellik bulunmaktadır. Somut olayda, davacılar ile davalılar arasında vekil-müvekkil ilişkisi mevcut olup, davadaki talepler vekillerin vekalet görevini ifada özen borcuna aykırı davrandıkları iddiasına dayalı bulunmakla, uyuşmazlığa vekalet hükümleri uygulanmalı ve doğal olarak, uyuşmazlığın da bu çerçevede değerlendirilmesi ve işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.Bozmayı gerektirir.