Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.1992 gün ve 80/98 sayılı kararında da belirtildiği üzere, belgede sahtecilik suçlarında, önceden verilen rıza üzerine borçlu yerine onun imzasının atılmasında zarar verme bilinç ve iradesi ile hareket edilmediğinden suç kastından söz edilemeyeceği, rızanın açık veya zımni olabileceği de gözetilerek, katılan şirketle aynı binada faaliyet gösteren ve katılan şirkete ait kaşeyi kullanmak suretiyle suça konu bonoları düzenleyen sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasında, şirketi fiilen işleten tanık ...' in sanığın şirketin içerisinde bir yer kiralayıp kullandığı ve daha önceden de başka senetlerde şirket kaşesini kullandığını söylemesi ve sanığın katılan şirkete ait ünvanla iş yerini işlettiği anlaşılması karşısında sanığın suç kastı bulunmadığından, 5271 sayılı CMK'nun 217. maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip suçun sübutu yönünden vicdani kanıya ulaşamayan mahkemenin takdir ve kabulünde sonucu itibariyle bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. Sanığın suç işleme kastı bulunmaması nedeniyle mahkemece sanık hakkında kurulan beraat hükmü sonucu itibariyle yerinde olduğundan, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 13.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.