12. Hukuk Dairesi
12. Hukuk Dairesi 2015/34628 E. , 2016/12074 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı banka tarafından borçlu aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan icra takibi üzerine, borçlu icra mahkemesine başvurusunda; takibe dayanak bono üzerindeki imzaya itiraz ettiği, mahkemece, davanın kabulü ile takibin iptaline ve davalı alacaklı aleyhine tazminata ve para cezasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
İİK.nun 170/4.maddesinde; icra mahkemesince imzaya itirazın kabulüne karar verilmesi halinde, senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunduğu takdirde, alacaklının takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminatla sorumlu tutulacağı ve alacağın %10'u oranında para cezasına mahkum edileceği hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda, icra takibi, takibe konu bonoya itiraz eden borçlunun keşideci, alacaklının ise yetkili hamil olduğu görülmektedir. Bu durumda, hamil ile keşideci arasında doğrudan ilişki bulunmadığından alacaklı takibe dayanak bonodaki imzanın keşideciye ait olup olmadığını bilebilecek durumda değildir. Diğer taraftan, borçlu tarafından, alacaklının senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunduğu da kanıtlanamadığına göre, mahkemece, alacaklının tazminat ile sorumlu tutulması doğru değildir.
Diğer taraftan İİK.nun 170/3. maddesi hükmü uyarınca icra mahkemesi, 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapacağı inceleme sonunda, inkar edilen imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirirse itirazın kabulüne karar verir. İtirazın kabulü kararı ile takip durur. Bu durumda takibin durdurulması yerine iptaline karar verilmesi de yerinde değildir. Mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle bozulması gerekir ise de anılan yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından, kararın düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.