23. Ceza Dairesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Tanık ....'un yetkilisi olduğu markete gelen sanıkların, satış görevlisi olarak çalışan mağdur ...'ya, anılan işyerinin yetkilisi ile sözde görüştüklerine ve onun tarafından sipariş verilen kaşeleri getirdiklerine dair yalan söyleyerek bu duruma inanan görevliden 380 TL parayı alıp, olay yerinden ayrılmalarından sonra böyle bir siparişin verilmediğinin anlaşılması üzerine ihbar edilmeleri neticesinde yakalandıkları ve bu şekilde haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda; Oluşa, sanıkların savunmalarına, mağdur ve tanık beyanlarına, kamera görüntülerine ve tüm dosya kapsamına göre; sanıkların, sabit görülen eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. 5237 sayılı TCK'nın 157/1 maddesinde; dolandırıcılık suçunun yaptırımının ''bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası'' olarak gösterilmesi karşısında; sanık hakkında adli para cezasına da hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden sadece hapis cezasına hükmedilerek eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. TCK'nın 53/1. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarının uygulanması bakımından, Anayasa Mahkemesi'nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 E, 2015/85 sayılı iptal kararının uygulanması zorunluluğunun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 11.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın