Sanığın sahte muayene işlemini yapan kişi olması nedeniyle suç tarihinin karar başlığında 26.12.2008 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüş UYAP sorgulaması ve adli sicil kaydı incelemesi sonucunda, sanığın mevcut dosyası ile TCK'nun 43. maddesi gereğince birleştirilmesi gereken ceza dosyasının bulunmadığı tespit edildiğinden tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiş; 5271 sayılı CMK'nun 231/11. maddesinin “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkumiyet hükmü kurabilir.” şeklinde düzenlendiği, buna göre anılan madde fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca, cezanın kısmen infazı, ertelenmesi veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar verilebilmesinin ancak yükümlülüklerini yerine getiremeyen sanıklar yönünden mümkün bulunduğu cihetle, "resmi belgede sahtecilik" suçundan yargılandığı davada hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanığın, denetim süresi içinde yeniden suç işlemesi nedeniyle CMK'nun 231/11. maddesi uyarınca hakkındaki hükmün açıklanması sırasında hükmolunan cezanın ertelenemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizliği aleyhe temyiz olmadığından bozma konusu yapılmamış; 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin uygulanmasında, uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nun 53. maddesinin c bendinde yer alan hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca kendi altsoyu hariç olmak üzere uygulanması gerektiği de dikkate alınarak, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.