7. Ceza Dairesi

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Sanıklar hakkındaki teselsül hükümlerinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz tirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 11.02.2014 günü oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Banka zimmet suçu ile Türk Ceza Kanununda zimmet suçu farklı düzenlenmiştir. Banka zimmet suçunda muhakemenin ön koşulu BDDK veya Fon'un başvurusuna bağlı olduğu halde genel zimmet suçunda herhangi bir kurumun başvurusu aranmamaktadır. Suç tarihinde yürürlükte olan 4389 sayılı yasa ve şu anda yürürlükte olan 5411 sayılı bankalar yasasında yer alan "ilgili kuruluşların dava hakkı ile 1412 sayılı yasa hükümleri saklıdır" tabiri ile başvuru tabiri farklı anlamlar taşımaktadır. Başvuru banka zimmet suçunda bir ön şart olduğundan daha sonra vazgeçme mümkün değildir. Ancak dava haklarından her zaman vazgeçilebilir. Somut olayımızda kurumun başvurusu yoktur. Bankalar kanunun amacı 1.maddede açıklanmış olup tasarrruf sahiplerinin hak ve menfaatlerini korumaktır. Amaç mudilerin menfaatini korumak olup bu nedenle de 4389 sayılı yasanın 24.maddesi ve 5411 sayılı yasanın 162.maddesi düzenlenirken kurum ve fonun başvurusu ve kuruluşun dava hakkı ile CMK hükümlerinin saklı tutulması farklı fıkralarda düzenlenmiştir. Kanun koyucunun amacı davadan vazgeçme ile düşme kararı verilemeyeceği yönünde olsaydı düzenlemeyi aynı fıkrada yapar. Kuruluş içinde başvurma şartını öngörürdü. Yasada dava haklarının saklı tutulması yanında CMK hükümleri dolayısıyla da şikayetten vazgeçme hakkı da saklı tutulmuştur. 4491 sayılı yasa ile değişiklik yapılan 4389 sayılı yasanın 12.maddesinin gerekçesinde de, "Kurumun şikayetine bağlı kalmaksızın personeli ve ilgililer hakkında bankaların şikayet hakkını kullanabilmesine olanak tanınmıştır." denilmektedir. Bu hakkın şikayet hakkı olduğu C.G.Knun 17.09.2002 gün ve 204/309 sayılı oybirliği ile verdiği kararında açıkça vurgulanmış olup, CMK'na göre şikayete tabi bir suçunda vazgeçme ile düşeceği izahtan varestedir. Banka şikayet yolu ile zararını ödetmiş ve herhangi bir zararı kalmadığı için de 4389 sayılı yasanın 1. maddesinde belirtildiği üzere mudinin menfaatinin korunması sağlanmış ve amaç gerçekleşmiş, zarar gören de 23.07.2002 günlü dilekçe ile şikayetinden vazgeçmiştir. Bu durum karşısında öncelikle sanığa, şikayetten vazgeçmeyi kabul edilp etmediği sorulduktan sonra kabul etmesi halinde davanın şikayet yokluğundan düşürülmesine ve şikayetten vazgeçmenin diğer sanık ...'a da teşmiline karar verilmesi gerektiği düşüncesi ile sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum. ... Muhalif Üye

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap