11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2011/1271 E. , 2013/873 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/06/2010 tarih ve 2008/71 - 2010/106 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 15.01.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı asil ... ile vekilleri Av. ..., Av. ... ile davalı ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “...” isimli romanın yazarı olduğunu, müvekkilinin bu eserini değerlendirmesi için davalı ...'a elden teslim ettiğini, ancak bu davalının müvekkiline herhangi bir cevap vermediğini, müvekkilinin 2006 yılında şubat ayında bu davalı tarafından çekilen "..." isimli filmini izlediğinde filmin “...” isimli kitaptan kendisinden izinsiz olarak senaryolaştırılarak oluşturulduğunu anladığını, müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını, müvekkilinin davalılar hakkında suç duyurusunda bulunduğunu ve davanın ... Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinde görüldüğünü, diğer davalının “...” filminin yapımcısı olduğunu ileri sürerek davalıların müvekkiline ait mali ve manevi hakları ihlal etmeleri nedeniyle FSEK.
15.ve 16. madde hükümleri uyarınca 70.000 TL manevi, FSEK.
21.ve 25. maddeleri uyarınca tesbit edilecek tazminatın yine aynı yasanın 68/1.maddesi uyarınca 3 katı tazminata karşılık 5.000 TL maddi ve yine FSEK. 70/3.madde uyarınca elde edilen kara karşılık 5.000 TL tazminatın davalılardan faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkili şirketin uzun yıllardır sinema-televizyon sektöründe faaliyet gösterdiğini, diğer müvekkilinin ise yönetmen ve senarist olarak haklı bir üne sahip olduğunu, “...” isimli sinema eserinin senaryosunun davalının kitabının yayınlanmasından çok daha önce oluşturulduğunu, bu filmin senaryosu ile davacının bahsini ettiği kitabın benzer olmadığını, ceza davasının soruşturması sırasında da bu eserler arasında benzerlik bulunmadığının tespit edildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, her iki eserde de baba oğul ilişkisi beklentilerdeki çatışmanın neden olduğu olayların gelişimi, kurgusu, anlatımı, geçtiği sosyal ve coğrafi çevrenin farklı olduğu, davacının romana karakteristiğini veren unsurların filmde intihali düşündürecek biçimde işlendiğinin kanıtlanmadığı, duygu çatışması, sevginin gösterilmesindeki sorunlar, bunların aile bireyleri üzerindeki etkisi, evrensel temalar olduğu için salt her ikisinde de bu tür çatışmaların konu edinilmesi yeterli olmayıp bu doğal çatışmalara bağlı bazı duygu ve düşünceler aynı sonucu ama farklı üslup, ifade ve kurgu ile anlatılması intihali kabule yeterli olmadığı, eserler arasında olayların geçtiği ortam, öykü, olayların kurgusu, gelişmesi farklı olduğu gibi bunları yansıtan öykü ve sinema dilinin de farklı olduğu, dolayısıyla her iki esere orijinalliğini veren unsurların anonim konular olup üzerinde tekel oluşturulması mümkün olmayan unsurlara ilişkin olması nedeniyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, esasen de bir an için esinlenmenin söz konusu olması halinde dahi bu şekilde meydana getirilen ve sahibinin hususiyetini taşıyan eserlerde intihalden söz edilemeyecek olmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.