11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2012/815 E. , 2013/592 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/11/2011 tarih ve 2011/95-2011/385 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin "..." ibaresini 05., 29., 30. ve 32. emtia sınıfında marka olarak tescil başvurusunda bulunduğunu, davalı şirketin "..." ibareli markalarını dayanak göstererek yaptığı itirazın davalı TPE tarafından kabul edildiğini ve başvurunun nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin daha önce tescilli "..." ve "..." ibareli markaları olup, bu ibare üzerinde müktesep hakkı bulunduğunu, markanın tescilden önce kullanımla ayırt edicilik kazandığını, ayrıca müvekkilinin markalarını revize etme hakkı olduğunu, markaları benzeştirme amacı bulunmadığını ileri sürerek, 07.02.2011 tarih ve 2011-M-307 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, iptali istenen YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili, davacı başvurusunun müvekkiline ait markalarla benzer olması nedeniyle başvurunun reddinin hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı başvurusuna konu marka ile davalı marka ve işaretlerinin benzer olduğu, davacı başvurusunun kapsamı ile davalı markalarında yer alan ürünler arasında ayniyet/benzerlik bulunduğu, benzer markaların benzer mal ve hizmetlerde piyasaya arzı, iltibas tehlikesini de beraberinde getireceğinden, markalar arasında başvuru kapsamının tamamı yönünden, 556 sayılı KHK’nin 8/1-b maddesi anlamında karıştırılma ihtimali (iltibas tehlikesi) bulunduğu, marka başvuru tarihi itibariyle markanın kullanımla ayırt edicilik sağladığı iddiasının dinlenmesinin mümkün görülmediği, başvurusu yapılan yeni tarihli markanın, eski markaların esas unsurunun farklılaştırılması suretiyle oluşturulması ve bunun sonucunda başkası adına tescilli marka(lar) ile benzerlik arz etmesi nedeniyle önceki markaların devamı niteliğinde seri marka olarak kabul edilemeyeceği, bu hal nazara alındığında, davacının eski tarihli markalarına dayanmak sureti ile müktesep hakkının bulunduğunun da söylenemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.