14. Ceza Dairesi
İlk derece mahkemesince verilen hükümlerin sanık müdafileri ile katılan mağdure vekili tarafından temyiz edilmesi ve sanık müdafilerince incelemenin duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine, dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle 12.10.2016 Çarşamba saat 13.30’a duruşma günü tayin olunarak sanık müdafilerine çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde Hakimler Kurulu duruşma salonunda toplanarak Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından... hazır olduğu halde oturum açıldı. Yapılan tebligat üzerine dosyadaki vekaletnamelere dayanarak sanık ... adına gelen Av. ... ve Av. ... huzura alınarak duruşmaya başlandı. Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanık ... hakkında DURUŞMALI inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu. Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi. Sanık müdafileri temyiz layihalarını açıklayarak savunmalarda bulunup müvekkili hakkındaki hükmün BOZULMASINI istediler. Yargıtay Cumhuriyet Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti. Son sözleri sorulan sanık müdafileri savunmalarına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşmanın 26.10.2016 Çarşamba günü saat 13:30'a bırakılmasına oybirliğiyle karar verildi.Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı incelenerek gereği görüşülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu. Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Hükümden sonra 24.11.2015 günlü, 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi yönünden kısmi iptal kararı verildiğinden, anılan husus nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafileri ile katılan mağdure vekilinin temyiz itirazları ile sanık müdafilerinin duruşmalı inceleme sırasındaki sözlü savunmaları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetki uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümde yer alan TCK'nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili bölümün çıkartılarak yerine “Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı da nazara alınmak kaydıyla sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarının uygulanmasına" ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçuna teşebbüsten kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Mağdurenin kovuşturma evresinde alınan ifadesinde sanığın cinsel organını ağzına dokundurmaya çalıştığını belirtmesine karşılık 12.09.2015 tarihli sosyal inceleme raporunda sanığın cinsel organını ağzına sokmaya çalıştığı şeklinde mağdurenin beyanda bulunduğunun bildirilmesi, mahkemede beyan alınırken hazır bulunan psikoloğun, mağdurenin kendisine olayı anlatırken sanığın cinsel organını yanağına değdirdiğini söylediği şeklindeki ifadesi ve tüm dosya içeriğine göre, anlatımlar arasında sanığın eylem sırasında cinsel organının veya elle temasının olup olmadığı hususu net olarak anlaşılamadığından, mağdurenin tekrar dinlenerek, sanığın eylemi sırasında bedensel temas ve kesinti olup olmadığı açıklattırılıp, sonucuna göre sanığın eylemin çocuğun basit cinsel istismarı veya cinsel taciz suçlarını oluşturup oluşturmadığı değerlendirilmeden ve sanığın, çocuğun nitelikli cinsel istismarı kastını ortaya koyan bir söz yada davranışının olmadığı da gözetilmeden, yazılı şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçuna teşebbüsten mahkumiyet hükmü kurulması, Hükümden sonra 24.11.2015 günlü, 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi yönünden kısmi iptal kararı verildiğinden, anılan husus nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması, Kanuna aykırı, sanık müdafileri ile katılan mağdure vekilinin temyiz itirazları ile sanık müdafilerinin duruşmalı inceleme sırasındaki sözlü savunmaları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 18.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.18.10.2016 tarihinde verilen işbu karar 26.10.2016 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından ... hazır olduğu halde sanık müdafilerinin gıyaplarında tefhim olundu.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın