Esas No
E. 2012/100
Karar No
K. 2013/1386
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

11. Hukuk Dairesi         2012/100 E.  ,  2013/1386 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.11.2010 tarih ve 2009/235-2010/245 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin 04.10.2007 tarihinde gerçekleştirdiği ...+Şekil ibareli 12, 35, 37 ve 39. sınıf mal ve hizmetleri içeren marka tescil başvurusunun, Markalar Dairesi tarafından 39. sınıf hizmetler bakımından vasıf bildirici olduğu gerekçesiyle 556 sayılı KHK'nın 7/c maddesi; 12 ve 37. sınıf mal ve hizmetler bakımından ise 2002/26402 ve 2006/4175 sayılı markalara istinat ederek 556 sayılı KHK'nın 7/b maddesi uyarınca reddedildiğini, müvekkilinin başvuru konusu işaretin vasıf bildirici olmadığı, redde mesnet markalarla herhangi bir benzerliğinin olmadığını, ... ibaresinin müvekkilinin uzun yıllardır kullanılan ticaret unvanının ayırıcı unsuru olduğu ve bu şekilde ayırt edicilik kazanmış olduğundan 556 sayılı KHK'nın 7/son maddesi uyarınca ret kararının kaldırılması istemiyle gerçekleştirdiği itirazın YİDK'nın 2009/M-2647 sayılı kararıyla haksız olarak reddedildiğini ileri sürerek, YİDK kararının iptaline ve başvurunun tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, kurumun yapmış olduğu işlemlerin hukuka uygun bulunduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tescilli marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki işaretin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınması gerektiği, davacı başvurusunun konusu olan işaretin ... ibaresi ile bir şekilden ibaret olduğu, ... ibaresinin ilk bakışta ve hemen göze çarpan ayırt edici unsur olduğu, redde mesnet 2002/26402 sayılı markanın ... ibaresi ile bir şekilden ibaret olduğu, 2006/4175 sayılı markanın ise mücerret ... ibaresinden ve O harfine eklenmiş şekilden oluştuğu, redde mesnet markaların asıl ve ayırt edici unsurlarının da ... ibarelerinden oluştuğu, görsel, sescil ve anlamsal olarak ayrıca inceleme yapılmasını gereksiz kılacak ve iltibasın doğacağının kanuni karine olarak kabul edilebilecek derecede benzer oldukları, 12 ve 37. sınıf ürün ve hizmetlerin redde mesnet markaların kapsamında bulunduğu, ancak başvuru kapsamında yer alan inşaat hizmetleri, inşaat araç gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri, kara araçları servis istasyon hizmetleri (bakım tamir ve yakıt dolumu hizmetleri), deniz araçlarının bakımı ve tamiri hizmetleri, gemi inşaatı hizmetleri, hava taşıtlarının bakım ve tamiri hizmetlerinin redde mesnet markaların kapsamında bulunmadıkları, aynı tür sayılmasına imkân verecek benzer bir mal ve hizmetin de olmadığı, normal düzeyde bilgilendirilmiş, makul ölçüde dikkatli, başvuru konusu işaret ve redde mesnet markaları aynı anda görüp detaylarını karşılaştıramayan ve daha önce yararlandığı mal ve hizmet ile ilgili markanın göz ve kulağında kalan izine dayanarak sonraki mal ve hizmet alımlarında aynı markayı taşıyan ürünlerden yararlanmak isteyen ortalama düzeydeki alıcıların bu markalar ve işaretin farklı işletmelere ait iki ayrı marka olduğunu algılamalarının mümkün olmadığı, anılan ürünler ile ilgili satın alma süresi içerisinde redde mesnet markaları taşıyan ürün ve hizmetlerden satın almak isterken başvurucunun işaretini taşıyan ürün ve hizmetleri satın alma yönünde tercihte bulunabilecekleri, dolayısıyla YİDK kararının değinilen ürün ve hizmetler bakımından hukuka uygun bulunduğu, 556 sayılı KHK'nın 7/c maddesi uyarınca ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten üretim hizmetlerinin yapıldığı zamanı gösteren, malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini ifade eden sözcükleri münhasıran veya esas unsur olarak içeren işaretlerin marka olarak tescil olunamayacağı, İngilizce bir kelime olan liman veya gümrük kapısı anlamını taşıyan ve başvuru konusu işaretin esas unsurunu oluşturan ... ibaresinin kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri, kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri (tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, kurye hizmetleri dahil) ve tekne barındırma hizmetleri bakımından ilgili sektörün kabullerine göre vasıf bildirici nitelikte bulunduğu, anılan hizmetleri simgesel ve işletmesel olarak ifadeye soyut olarak elverişli olmadığı, yararlanıcılar nazarında hizmetlerin davacı tarafından sunulduğu yönünde ayırt edicilik ve hizmetleri piyasada teşhis edilebilir kılmadığı, hizmetlerden yararlanıcılar ile marka sahibi işletme arasında piyasa şeffaflığını sağlama fonksiyonu bağlamında iletişim sağlayacak nitelikte olmadığı, ayırt edicilik taşımadığı, ticaret unvanı ile markanın fonksiyonlarının farklı olduğu, işaretin ticaret unvanının ayırıcı unsuru olarak kullanılmasının markasal kullanım yerine geçemeyeceği, bu nedenle başvuru konusu işaretin reddedilen 39. sınıf hizmetler bakımından kullanımla ayırt edicilik kazanmış sayılmasının da mümkün bulunmadığı gerekçesiyle, TPE YİDK'nın 2009/M-2647 sayılı kararının, inşaat hizmetleri, inşaat araç gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri, Kara araçları servis istasyon hizmetleri (bakım, tamir ve yakıt dolumu hizmetleri), Deniz araçlarının bakımı ve tamiri hizmetleri, gemi inşaatı hizmetleri, Hava taşıtlarının bakım ve tamiri hizmetleri bakımından iptaline, sair istemlerin ise reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1.Davalı vekili tarafından verilen temyiz dilekçesi, davacı vekiline 11.11.2011 günü tebliğ edilmiş ve hüküm, 10 günlük yasal katılma yoluyla temyiz süresi geçirildikten sonra 25.11.2011 tarihinde temyiz edilmiştir. 01.06.1990 gün ve 1989/3 esas, 1990/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararında, süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında Yargıtay tarafından da bir karar verilebileceği öngörüldüğünden, davacı vekilinin HUMK.nun 432/4 ncü maddesi uyarınca,temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.

2.Davalı TPE vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 05,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 05,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 23.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
ONANMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog