Esas No
E. 2012/18317
Karar No
K. 2013/17688
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

4. Hukuk Dairesi         2012/18317 E.  ,  2013/17688 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... vd aleyhine 24/06/2010 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 19/07/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı ...Ş. vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, peşin alınan harcın bundan mahsubuna 14/11/2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi. (M) (M) KARŞI OY YAZISI Aşağıdaki nedenlerde çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

1.Habere konu başlık sayfa düzenlemesi içinde "yumruklu saldırılarda emniyeti alarma geçiren bilgiler" şeklindedir. Haberin konusu ...'de bir hükümet üyesi bakana yumruklu saldırıdır. Yayın yumruklu saldırının örgütlü bir eylem olduğu yönünde okuyucuya haber ve yorum iletmektedir. Başlıkta davacıya yönelik dikkat çeken bir saldırı bulunmamaktadır. Böyle bir olayın örgütlü bir saldırı olması yönünde gazetenin olay hakkında yorum yapması basın özgürlüğü sınırları içinde kalır. Diğer ifadeyle basın böyle bir temel olgu üzerine yorum yapabilir. Soruşturmanın örgüt yoğunlaşması üzerinde yürütülmesini sağlamak için gazete ve diğer yayın unsurları olay açıklamasında bulunabilir, olaylar hakkında yorum yapabilir ve soruşturmada ihmal edilme olasılığı bulunan noktalara gidilmesini sağlamak için, başka anlatımla salt soruşturma açılmasını sağlamak için tahrik edici-kışkırtıcı yayın yapabilir. Davalılar bu olayda bunu sağlamışlardır. Nitekim haber içeriğine göre hem kolluk tarafından hem yargısal makamlar tarafından bu yönde soruşturma yapıldığı anlaşılmaktadır. Şu halde basının halkın ve kamunun bekçisi ve gözcüsü olma fonksiyonu davalılar tarafından yerine getirilmiştir. Bu hak ve yetki basından alınamaz ve basın için vazgeçilmez bir haktır. Bunun yanında bu tür haberlerde kesin bağlantı temin edilemediği gibi gerekçelerle basını kaynak göstermeye zorlamak basın üzerine sansür kurmak ve dolaylı olarak basını susturmaktır. Bu ise demokratik toplum kurallarına aykırı bir uygulamadır. Davalıların her iki haberde yola çıktıkları olgu, ve halen ...'de bulunan bir örgütlü suç sanığının avukatı olan davacı hakkında yine tamamı ... bölgesinde gerçekleşen başka bir örgütlü suçta sanık olmasından yola çıkarak aynı yerde gerçekleşen ve örgütlü olduğu yorumlanan üçüncü olay hakkında da önceki iki gerçek olguya dayanılarak araştırılması konusunda ihmal edilmemesi gereken bir noktaya işaret edilmektedir. Gerçek olan iki temel olgu üzerine haber ve yorum yapıldığından ve her iki haberde de ana tema bu olduğundan davacının kişilik haklarına saldırıldığı varsayılamaz. Unutulmamalıdır ki bu tür münferid gibi gösterilen şiddete dayalı saldırıların kamuoyunda meydana getirdiği çalkantılar da dikkate alınarak toplum huzurunu ne kadar bozduğu ve ancak bunun yanında bu tür eylemlerde örgüt bağlantısının tespit edilmesinin de ne derece zor olduğu bir gerçektir. Basının bu tür olaylarda yorum yapma koşulu olarak sabit kanıtlarla ve bulgularla örgütlülüğün kanıtlanmış olması koşuluna bağlanması basının susturulması demektir. Dolayısıyla davalı basın organları özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ifade özgürlüğü uygulaması kapsamında yayın yapmışlardır. Bu durumda davalıların mahkum edilmiş olması basın özgürlüğü açısından tam bir ihlaldir. Sırf bir iddianamede yer almıyor gerekçesiyle mahkumiyet sonucuna ulaşılması da basın özgürlüğüne vurulmuş bir darbedir.

2.Basının susturulma yöntemlerinden biri de özellikle devletimizin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde aldığı mahkumiyetler gözönüne alındığında davalı tarafa (basına) kanıtlama olanağı bulunmayan durumlarda kanıtlama yükümlülüğü getirilmesidir. Nitekim bu davada ve benzeri örgütlü suçlarda davalı telefon ve internet yoluyla davacı ile eylemcinin mesajlaştığını kanıtlama yükümlülüğüyle yükümlendirilmiştir. Oysa davalılar basın kuruluşu ve gerçek kişilerdir. Davalıların herhangi bir şekilde e-mail veya telefon mesajlarını bulup dosyaya sunma olanakları bulunmadığından iddialarının o şekilde ispatı istenemez. Ancak gazeteci böyle bir mesajlaşmanın olduğunu kamuoyuyla paylaşacak ki mesajlaşmalar araştırılsın. Basının kamusal görevi işte budur ve basın bunun için vardır. Bunun yanında basın böyle bir görevle soruşturmanın kamuoyundan kaçırılmasını da önlemiş olur. Davalıların yazı ve yorumlarında yer alan telefon ve internet mesajlaşmalarının bu tür suçlarda kanıtlama açısından ne kadar önemli olduğu açıktır. Ortada bir suç ve yazı içerisine konu edilmiş bazı iddianameler varken ve başka soruşturmalar da varken habere konu edilen mesajlaşmalar da haberin bütünündeki bütün suçlar açısından önemli ve geçerli iken haberin kişilik haklarına saldırdığı yönünden düşünceye katılmak hukuka aykırıdır. Yukarıdaki açıklamalara göre davanın tümden reddi gerekirken kabul edilmiş olması hukuka aykırıdır. 14/11/2013

Karar Etiketleri
ONANMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.