1. Hukuk Dairesi
1. Hukuk Dairesi 2013/5664 E. , 2014/5811 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : ECRİMİSİL
Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacı, kayden malik olduğu 2392 ada 7 parsel sayılı taşınmazına davalı idarenin kanalizasyon geçirmek suretiyle müdahale ettiğini ileri sürerek, ecrimisil isteğinde bulunmuştur. Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar 3. Hukuk Dairesince”...1-) Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden, Faiz, fer'i nitelikte bir alacak ise de; bunun asıl alacak davasından ayrı, başlı başına bir dava ile istenmesini engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Bu bakımdan önceden açılmış olan ecrimisil davasında faiz isteme haklarının saklı tutulduğunun bildirilmemiş olması da faizin ayrı bir dava ile istenmesine engel değildir.
Davacı vekili, birleştirilen davada; önceki açılan davada talep edilen ecrimisil alacağına dava tarihinden geçerli faiz istenildiğinden, dava tarihine kadar geçen sürede tahakkuk etmiş birikmiş faiz alacağının (162.100-TL.nin) tahsilini istemiştir.Harcı yatırılarak açılmış faiz alacağına ilişkin davada; faiz alacağı, bilirkişi raporuyla tespit ettirilerek hüküm altına alınması gerekmektedir. Mahkemece, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu husus davacı yararına bozmayı gerektirmiştir. 2-) Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Davada; davalı idarenin haksız işgali (davacıya ait taşınmazın tam ortasından kanalizasyon geçirmesi) nedeniyle, ecrimisil talep edilmektedir.Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacının, talep edebileceği ecrimisil miktarının; dava konusu taşınmazdan pissu-atıksu kanalları geçirilmemiş haliyle bir bütün olarak elde edebileceği en az kira geliri ile söz konusu kanallar geçirilmiş haliyle kiraya verilmesi halinde elde edilebileceği gelir arasındaki fark kadar olduğu, kanaati ile ecrimisil hesabı yapılmıştır.Gerçekten de, somut olayda; davalının eyleminden dolayı davacının isteyebileceği ecrimisil miktarı; taşınmazın (pissu borusu döşenmek suretiyle) işgal edilmemiş olsaydı kiraya verilmesi halinde getirebileceği kira bedeli ile, mevcut (işgal edilmiş) haliyle getirebileceği kira bedeli arasındaki fark kadardır. Ancak, bilirkişi; raporunu hazırlarken, raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Mevcut haliyle hükme esas alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli değildir. Zira, bilirkişinin ecrimisil hesabında dikkate aldığı emsallerin dava konusu yerle benzerliği bulunmadığı; yer, konum, büyüklük , kullanım şekli ve dönem itibariyle farlılık arzettiği ortadadır. Bilirkişinin hazırladığı rapor; dayandığı ara kararına da aykırıdır. Ara kararı ile, keşif sırasında dinlenen tanığın; yaklaşık iki yıl süreyle taşınmazı kullandığını beyan etmesi nedeniyle,sözkonusu yerin iki yıllık, dava tarihide dikkate alınarak, "geriye" dönük kira getirisininde ayrıca değerlendirilmesi istenmektedir.
Bu durumda bilirkişinin, ecrimisil hesabını 03.08.2002 -15.06.2005 tarihleri arası için değil, 03.08.2000 - 15.06.2003 tarihleri arası için yapması gerekmektedir. Bundan ayrı, bilirkişinin endeks uygulaması da doğru bulunmamıştır. Yargıtay Uygulamalarına göre, ilk dönem için belirlenen ecrimisil miktarına gelecek yıllar için DİE'nin yayınladığı TEFE artış oranları uygulanmalıdır. O halde, mahkemece yapılacak iş; dava konusu yerin (arsa olarak), çiçekçilik (seracılık ) faaliyetinde kullanıldığı anlaşıldığından; bu kullanım şekli dikkate alınarak, davacı tarafdan emsal kira sözleşmeleri istenmeli; ibraz edilen emsallere göre, bilirkişiden usulüne ve Yargıtay denetimine uygun rapor alınmalıdır. Aksi takdirde; davacı tarafın emsal kira sözleşmelerini ibraz edememesi durumunda, mahkemece; re'sen emsal sözleşmeleri temin edilerek sonuca gidilmelidir. Bu dahi mümkün olmadığı takdirde; haksız fiilerde olduğu gibi, BK.nun 42/2.maddesi gereğince hakim, ilk dönem aylık ecrimisil bedelini piyasa koşullarına göre takdir etmeli; yukarda belirtilen dönem için hesaplama yapılarak, davalıyı taşınmazı bizzat kullanmasının objektif değerini ödemeye mahkum etmelidir. Yukarıda açıklanan hususlarda eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, davalı yararına kararın bozulması gerekmiştir” gerekçesiyle bozulmuş olup, Mahkemece, bozmaya uyularak asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 18.03.2014 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vekili Avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: -KARAR-
Hükmüne uyulan bozma kararında, gösterildiği şekilde işlem yapılarak karar verilmiştir.
Davalının temyiz itirazı yerinde değildir. Reddi ile usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 3.873,55.-TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 18.03.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. -KARŞI OY - Dava, ecrimisil isteğine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kayden davacıya ait 2392 ada 7 parsel sayılı taşınmaza davalı idarenin kanalizasyon hattı geçirmek suretiyle müdahalesi saptanarak ecrimisile hükmedilmesi doğrudur. Ancak, hükmedilen ecrimisil miktarı fahiş olup, buna ilişkin bilirkişi raporunun bilimsel verilere uygun ve hükme elverişli olmadığı, yeniden bilirkişi incelemesi yapılması için hükmün bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyorum.