15. Ceza Dairesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Sanığın, dosya kapsamında yargılanan temyiz dışı diğer sanık .... ile birlikte eylem ve fikir birliği içerisinde hareket ederek, katılanın satılan evini geri alacakları vaadi ile katılandan 4000 TL parayı aldıkları; ancak evin geri alınması ile ilgili yasal herhangi bir girişimde bulunmayarak haksız menfaat temin ettiklerinin iddia edildiği olayda; Oluşa, sanığın savunmalarına, katılanın aşamalardaki beyanlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, satılan evini geri almak amacıyla arayış içerisinde olan katılana evini geri alacağını söyleyip aldatarak 4000 TL para alması şeklinde gerçekleştirdiği eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Sanığın, değişik tarihlerde olmak üzere kısım kısım toplamda 4000 TL parayı katılandan almak suretiyle, 5237 sayılı TCK'nın 43/1. maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünü birden fazla ihlal ederek, değişik zamanlarda birden fazla kez menfaat temin etmiş olması karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayarak eksik ceza tayin edilmesi hususu aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. TCK'nın 61/1. madde ve fıkralarında yer alan ölçütler nazara alınmak suretiyle temel cezanın tayin edilmesinin hakimin takdirinde olduğu ve suçun işlenmesindeki özellikler ile kastın yoğunluğu dikkate alınarak temel cezanın belirlenmiş olması karşısında; cezanın bireyselleştirilmesine ilişkin unsurların tartışılmadığı, gerekçeden yoksun bir biçimde teşdit uygulandığı gerekçeleri ile bozma isteyen görüş benimsenmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 03/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap