15. Ceza Dairesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi,failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Somut olayda; sanığın, ...'dan kiraladığı büroda bulunan ve bir önceki kiracı olan şikayetçiye ait büro mobilyalarını ücret karşılığında kullanmak üzere şikayetçiyle anlaştığı, fakat daha sonra işyerini kapatarak kendi mobilyalarını sattığı sırada, şikayetçiye ait eşyaları da satarken komşuların haber vermesi üzerine şikayetçinin eşyalarını geri aldığı anlaşılmakla, eylemin güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş; sanığın şikayetçiye ait eşyaları sattıktan sonra iş yerinden ayrıldığının ve eşyaları satın alan şahsın bunları araca yüklediği sırada şikayetçinin gelerek eşyalarını geri aldığının anlaşılması karşısında, suçun tamamlanmış olduğu gözetilmeden, teşebbüs aşamasında kaldığından bahisle cezada indirim yapılması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre,yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; Hükmün gerekçesinde, cezanın alt sınırdan uygulanmasına karar verildiğinin belirtildiği ve hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde, adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla "6 gün", “4 gün”, “3 gün” ve "60 TL" adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak, yerlerine sırasıyla "5 gün", “3 gün”, “2 gün” ve "40 TL" adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11/02/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın