15. Ceza Dairesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Sanığa tayin olunan cezaların türü ve tutarı karşısında koşulları bulunmadığından, sanığın duruşmalı inceleme isteminin 5320 Sayılı Yasanın 8/1 maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 318. maddesi gereğince REDDİNE, Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. TCK'nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır. Somut olayda; Sanığın serbest avukatlık yaptığı, 18/05/2005 tarihinde düzenlenen vekaletname ile ... ... vekilliğini üstlendiği, ... ... 07/01/2007 tarihinde öldüğü ve mirasçıları olarak eşi ve çocuklarının bulunduğu, sanığın müvekkili ... ... öldüğünü bilmesine rağmen avukatlık bilgisi ve yetkisini kullanarak bankalarda uzun süredir işlem görmeyen hesaplarda bulunan paraları icra takipleri yoluyla almak için hareket ederek, ve gerçekte ... alacaklı olmadığı kişiler hakkında mevcut olmayan borç varmış gibi ... vekili olarak ilamsız icra takibi taleplerinde bulunduğu, bu takipte gerek müvekkili ...'ın gerekse borçluların adreslerini bu şahıslarla alakalı olmayan adresler olarak bildirip, borçlu tebligatların ilgisiz kişilerce alınmasını sağlayarak 14 ayrı borçlu hakkındaki icra takiplerini kesinleştirdiği, hesapların bulunduğu bankalara gönderilen haciz ihbarnameleri üzerine borçlulardan ... ... ... hesabından 10.430.76 TL, ... ... hesabından 7.678.68 TL, ... ... hesabından 29.576.84 TL, ... ... hesabından 7.416.40 TL, ... hesabından 12.403.07 Tl, ... ... hesabından 13.245.15 Tl,nin banka tarafından icra dosyalarına gönderilmekle sanık tarafından tahsil edildiği, haklarındaki takip kesinleşen ancak hesaplarında para bulunmayan borçlular ...,...,...ail ... ... ... ..., ..., ..., ..., ...'a ait hesaplardan herhangi bir para tahsilatının yapılamadığı olayda sanığın sekiz kişiye karşı nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs altı kişi yönünden nitelikli dolandırıcılık ve on dört ayrı resmi belgede sahtecilik suçlarının oluştuğuna dair mahkemenin kabulünde isabetsizlik görülmemiştir. Mağdurların adının gerekçeli karar başlığına mahallinde yazılması mümkün görülmüş olup, sanığın eylemi TCK'nın 158/1-d madde kapsamında kabul edildiği halde kurulan hükümlerde ayrıca 158/1-f ve i fıkralarının da gösterilmesi sonuca etkili görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 08.09.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın