8. Hukuk Dairesi 2015/3577 E. , 2017/4409 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesat Aidiyetinin Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılardan ..., ..., ..., ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, ortaklığın giderilmesi davasına konu edilen 3624 parseldeki evin vekil edeni tarafından yapıldığını açıklayarak, muhdesatın vekil edenine aidiyetinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılardan ..., ..., ..., ... ve ... davanın reddine karar verilmesini istemiş, davalı ... davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine, hüküm davalılardan ..., ..., ... ve ... tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Dava, muhdesatın tespiti talebine ilişkindir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, bir kısım davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı, bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak sağlamaz. Muhdesat sahibinin hakkı, sadece şahsi bir haktır (TMK 722, 724, 729 m.ler). Taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez. Ne var ki, çoğun içinde azda vardır kuralı gereğince, muhdesatın mülkiyetinin aidiyetinin tespiti talebinin, muhdesatı meydana getirenin tespiti isteğini de kapsadığı kabul edilmelidir. Bu tür davalarda, güncel hukuki yararın mevcut olması ve iddianın kanıtlanması durumunda, muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespiti isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekir. Dosyanın içeriğine, toplanan delillere ve tanık beyanlarına göre, davanın açılmasında, davaya konu parsel hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davası bulunması nedeniyle güncel hukuki yararın bulunduğu ve muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiği de kanıtlandığına göre, mahkemece muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespiti isteğinin kabulüne karar verilmekle yetinilmesi gerekirken yanlışa düşülerek muhdesatın davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki; bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden temyiz edilen hükmün 2. fıkrasının HUMK'un 438/7 (HMK 370) maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.