15. Ceza Dairesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.12.2010 tarih ve 2010/4-199-48 E-K sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, sanığın yokluğunda verilen hükmün, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine aykırı olarak daha önce usulüne uygun tebligat yapılamayan adresine doğrudan tebliğ edilmiş olması nedeniyle, sanığın temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. Anı isimli iş yerinin sahibi olan ve fotoğraf makinesi alım satım işi ile uğraşan katılanın iş yerine gelen sanığın, kendisini Atatürk Devlet hastanesinde cerrah olarak tanıtıp, fotoğraf makinesi almak istediğini belirttip, fotoğraf makinelerine baktıktan sonra söz konusu fotoğraf makinelerini eşine gösterip geleceğine dair yalan söyleyerek söz konusu makineleri alıp götürdüğü, uzun bir süre beklenilmesine rağmen dönmemesi üzerine katılan tarafından ihbar edildiği, benzer eylemlerinden dolayı emniyet ekipleri tarafından yakalanarak karakola getirilen ve burada tanıklar tarafından kesin olarak teşhis edilen sanığın, bu şekilde hileli hareketler sergileyerek fotoğraf makinelerini alıp götürmek suretiyle haksız menfaat temin ettiğinin iddia edildiği olayda; Oluşa, sanığın savunmalarına, katılanın ve tanıkların beyanlarına, teşhis tutanaklarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, bu şekilde gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 17.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap