2. Hukuk Dairesi 2016/17003 E. , 2016/14379 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma-Ziynet Alacağı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-karşı davalı erkek tarafından hükmolunan nafakalar, velayet ve ziynet alacağı yönünden; davalı-karşı davacı kadın tarafından ise, her iki boşanma davası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1.Yapılan yargılama ve toplanan delillerle, davalı-karşı davacı kadının mahkemece kabul edilen kusurlu davranışları yanında, davacı-karşı davalı erkeğin, kadına "Hayvan, eşek" dediği ve birlik görevlerini ihmal ettiği anlaşılmaktadır. Bu halde, taraflar arasında evlilik birliğini sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davalı-karşı davacı kadın da dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, davalı-karşı davacı kadının boşanma davasının da kabulü ile boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile reddi doğru bulunmamıştır.
2.Davalı-karşı davacı kadın, karşı dava dilekçesinde ziynet eşyalarının aynen iadesini, bu mümkün olmazsa bedelinin ödenmesini talep etmiştir.Tefhim edilen kısa kararda ve hükümde ziynet isteminin kısmen kabulüyle toplam bedel olan 11.000 TL'nin davacı-karşı davalı erkekten tahsili ile davalı-karşı davacı kadına ödenmesi şeklinde hüküm kurulmuş, ancak hangi ziynetlerin kabul edildiği ve hüküm altına alınan ziynetlerin cins, nitelik, miktar ve değerleri ayrı ayrı gösterilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinin (2.) fıkrasında; hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilemsi gerektiği, aynı Yasanın 298. maddesinin (2.) fıkrasında da, gerekçeli kararın, tefhim edilen hükme aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Gerek tefhim edilen ve zabıtla belirlenen kararda, gerekse buna uygun düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alınan eşyanın cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.