8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2016/12185 E. , 2016/15852 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
... ile ... aralarındaki muhdesatın tespiti davasının kabulüne dair Hendek Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 18.12.2013 gün ve 76/615 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı vekili, 1225 parsel üzerinde bulunan 2 katlı betonarme binanın müvekkili tarafından yapıldığını, davalının da bu binanın kendisine ait olmadığını kabul ettiğini belirterek, söz konusu binanın müvekkiline ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, dava konusu bina ile ilişkisinin bulunmadığını, binanın gerçek sahiplerinin davaya dahil edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile; ... Köyü, 1225 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 08/10/2013 tarihli bilirkişi rapor ekinde, fen bilirkişisi ....’in krokisinde A harfi ile gösterdiği 2 katlı yapının davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine, bu hususun taşınmazın beyanlar hanesine işlenmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava muhdesatın tespiti istemine ilişkindir.
1.-Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.-Davalı vekilinin yargılama giderlerine ilişkin diğer temyiz itirazlarına gelince; dava konusu muhdesatın üzerinde bulunduğu 1225 parsel sayılı taşınmaz davacı ile davalı adına tapuda paylı mülkiyet şeklinde kayıtlıdır. Davanın konusu (müddeabih) ise davalının payına isabet eden muhdesat değeridir (zemin bedeli hariç). Buna göre, yargılama sonucunda hüküm altına alınan nispi karar ve ilam harcından, aynı şekilde 6100 sayılı HMK'nun 326/2. maddesi uyarınca yargılama giderinden ve davacı yararına takdir edilen vekalet ücretinden davalının tapu payı oranında sorumlu tutulması gerekmektedir. Davalının tapu payı dikkate alınmaksızın yargılama gideri ve vekalet ücretine karar verilmesi doğru olmadığından, kararın bozulması gerekmiştir.
3.-Yine; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Beyanlar" başlıklı 1012/2, 3. maddesine göre, taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususlar tüzükle belirlenir. Özel kanun hükümleri saklıdır. Tapu Sicili Tüzüğü'nün 60. maddesine göre de, kütüğün beyanlar sütununa, mevzuatın yazılmasını öngördüğü hususlar tarih ve yevmiye numarası belirtilerek yazılır. Söz konusu yasal düzenlemelere göre, her beyanın tapu kütüğünün beyanlar sütununda gösterilmesi mümkün değildir. Bunun için, Türk Medeni Kanunu'nda ya da özel kanunlarda bu konuda bir hükme yer verilmiş olması veya Tapu Sicil Tüzüğü'nde bir düzenleme yapılmış olması gerekir. Mevzuatın yazılmasına izin vermediği bir belirtme kütüğün beyanlar sütununda gösterilemez.
Türk Medeni Kanunu'unda düzenlenen, taşınmazın heyelan bölgesinde kalması (710 m), geçit hakkı (748 m), toprağın iyileştirilmesi (755 m), eklentiler (1012/1 m) ile özel yasalar arasındaki 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 41. maddesi, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun değişik 7. maddesi, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 11. maddesi, 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 12. maddesi, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktronig ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun 22. maddesi, 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına aykırı yapılarak uygulanacak bazı işlemleri düzenleyen yasa uyarınca hak sahibine tahsis beyanları, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 15. maddesi, 2924 sayılı Orman Köylüsü'nün Desteklenmesine Dair Kanunu'nun 7. maddesi ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19/11. maddesi tapunun beyanlar sütununa şerh verilmesine imkan veren yasal düzenlemelerden bir kısmıdır. Somut olay, tapunun beyanlar sütununa tescile imkan veren yasal düzenlemelerden hiçbirine uymamaktadır. Yukarıda bahsi geçen sebeplerle; mahkemece muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespiti ile yetinilmesi gerekirken tapunun beyanlar sütununa tesciline de karar verilmesi doğru değildir.