12. Ceza Dairesi 2016/6047 E. , 2017/1147 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Hüküm : 5237 sayılı TCK'nın 179/3-2, 62, 53/1, 58/6-7. maddeleri uyarınca mahkumiyet Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Hükmün gerekçesinde, sanık hakkında temel ceza tayin edilirken “alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirir bir sebep görülmemekle” ibaresinden sonra cümle, “temel ceza takdiren kanundaki alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmiştir” şeklinde tamamlanmış ve gerekçenin son paragrafında, “Sanığın sabıkasız oluşu, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak, yeniden suç işlemeyeceği konusunda mahkememizde olumlu kanaat oluştuğundan, olayla ilgili olarak karşılanması gerekli maddi zarar da bulunmadığından, sanık hakkında şartları oluşmakla,
CMK'nın 231/5. maddesi (hagb) uygulanarak” açıklamasına yer verilip gerekçe ile hüküm karıştırılmış ise de; 17/02/2015 tarihli duruşmada sanığın yüzüne karşı tefhim edilen kısa kararda, temel cezanın “2 ay” olarak tayin edildiğinin ve “Sanığın tekerrüre esas sabıkası bulunduğundan, yasal şartlar oluşmadığından hakkında TCK'nın 50, 51,
CMK'nın 231. maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına” karar verildiğinin belirtilmesi, ayrıca devamında, 5237 sayılı TCK'nın 58/6-7. maddelerinin sanık hakkında tatbikine hükmedilmesi karşısında, asıl olanın tefhim edilmekle hükmün esasını oluşturan kısa karar olduğu dikkate alınarak, gerekçedeki çelişkili açıklamalar bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın bir nedene dayanmayan sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; Sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08/10/2015 tarihli, 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinin, “Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetinin kanuni sonucu olarak,
TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (d), (e) bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanun'un 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar;
TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hakları kullanmak yönünden ise, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı Kanun'un 53/3. maddesi gereğince koşullu salıverilme tarihine kadar, diğer kişiler bakımından TCK'nın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına,
TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendindeki hak yoksunlukları açısından ise, Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08/10/2015 tarihli, 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının gözetilmesine” şeklinde düzeltilmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17/02/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.