Esas No
E. 2016/2301
Karar No
K. 2016/10492
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

1. Hukuk Dairesi         2016/2301 E.  ,  2016/10492 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen davada;

Davacı, annesi olan mirasbırakanı....'nun maliki olduğu 7789 parsel sayılı taşınmazı tapuda satış göstererek davalılardan ...'ye temlik ettiğini, sözkonusu temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, davalının, mirasbırakan annesinin ...

5.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1995/351 Esas sayılı dosyasında avukatlığını yaptığını, akit tarihinde muris ile aralarının bozuk olduğunu, murisin mal satmaya ihtiyacının olmadığını, davalının da alım gücünün bulunmadığını, davalı taşınmazı vekâlet ücreti olarak aldığını bildirse de gerçekte taşınmazın davalıya bedelsiz aktarıldığını, davalının bununla da yetinmeyip, mirasbırakana ait ve m2 olarak daha büyük olan komşu 7798 olu parseline de göz koyarak her iki parselin birleştirilip eşit olarak iki parçaya bölünmesi için arkadaşları aracılığı ile imar ve ifraz folyeleri hazırlattırıp belediyeye sunduğunu, bu kapsamda 18.000 m2 taşınmazın belediyeye hibesinin talep edilmesi üzerine çekişmeye konu 7789 nolu parselin bir kısım payını ... Belediyesine şartlı olarak hibe ettiğini, mirasbırakanın bu işe yanaşmaması üzerine amacını gerçekleştiremediğini, belediye payının imar uygulaması sonunda 2870 ada 8 nolu imar parseline gittiğini ve muvazaalı temlikler ve isim değişiklikleri neticesinde olayları bilen ve kötüniyetli olan davalı ... Sağlık Turizm Anonim Şirketi adına kaydedildiğini ileri sürerek, 7789 nolu parselin imarla gittiği 2870 ada 6 nolu parselin tamamı ile 2870 ada 8 nolu parselin davalı firma adına kayıtlı ½ payının tapusunun iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında davalı firma ile anlaştığını ve onun yönünden davasından feragat ettiğini beyan etmesi üzerine firma hakkındaki dava tefrik edilmiştir.

Davalı, ...

7.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/4 Esas 2009/3 Karar sayılı dosyasının tarafları ile konusunun aynı olması sebebi ile öncelikle derdestlik sebebi ile eldeki davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, öte yandan, satışın yapıldığı dönem mirasbırakanın vekili olduğunu, ekonomik durumu kötü olan ve hakkında icra takipleri bulunan murisin borçlarını ödeyebilmek için çekişmeye konu yeri sattığını, davacının kötüniyetli olduğunu, aralarında düzenlenen ibranamenin bunun göstergesi olduğunu, iddiaların doğru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, değerler arası farkın tek başına muvazaa olgusunu kanıtlamadığı gerekçesi ile davanın reddine ilişkin karar Dairece; ‘’ Somut olaya gelince, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil davası açma hakkı, murisin ölümüyle doğan bir hak olup, davacının imzasının bulunduğu ''Karşılıklı İbranamedir'' başlıklı belgenin içeriği itibariyle düzenlendiği tarihte (davalı taraf bu belgenin çekişme konusu temlikten 16 ay sonra düzenlendiğini beyan etmiştir.) mirasbırakanın henüz sağ olduğu ve davacının mirasçı sıfatını kazanmadığı, doğmamış haktan vazgeçilemeyeceği, kaldı ki yine belge içeriğine göre; davalının, bir dönem murisin ve davacının avukatlık görevini ifa etmesi sebebi ile bu ilişkilerinden dolayı davalının kendi adına ve vekili olduğu mirasbırakan adına davalıyı ibra etmesine yönelik düzenlenmiş olduğu belgeye, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı açılan eldeki dava bakımından değer verilemeyeceği açıktır. Öte yandan; dosyadaki tüm deliller ve özellikle tanık anlatımlarına göre; mirasbırakanın varlıklı bir kişi olup, taşınmaz satmaya ihtiyacının olmadığı, çekişme konusu taşınmazı satış suretiyle devretmesini gerektirecek makul ve zorunlu sebebinin bulunmadığı, her ne kadar davalı taraf; murisin, borcu sebebi ile evinin satışa çıkartılması ve hakkında icra takipleri yapılması üzere taşınmazı sattığını, bu takiplerden dolayı resmi veya elden borçlulara ödemeler yaptığını iddia etmiş ise de, mirasbırakanın evinin icra takip dosyasında satışa çıkartıldığı 14.10.1998 tarihi ile, dava dışı...'in muris hakkında ...

3.İcra Müdürlüğü'nün 1008/2166 Esas sayılı dosyasından 14.12.1998 tarihinde başlattığı icra takibinin, çekişme konusu taşınmazın davacıya temlikinden yaklaşık bir yıl sonra olduğu, öte yandan avukatlık yapan ve icra takip dosyalarında mirasbırakanın vekili olarak görev yapan davalının, bu sıfatı sebebi ile muris adına ödemeler yaptığı, kaldı ki anılan icra dosyasına muris adına dava dışı ...'ın 31.3.2000 tarihinde yapmış olduğu 90.529,888.000.-TL ödemeye ilişkin tahsilat makbuzunda, ... isminin de tahrif edilerek davalının isminin yazıldığının tespit edilmesi sebebi ile davalı hakkında açılan ceza davasının da zamanaşımı sebebi ile düştüğü, davalının çekişme konusu taşınmazın bedeline karşılık mirasbırakanın bir kısım borçlarını ödediğini de ortaya koyamadığı, diğer taraftan; davacının mirasbırakanın tek çocuğu olduğu, davacının babası, murisin de eşi olan....'nun 2002/793 Esas sayılı dosyada 19.11.2002 tarihli duruşmada tanık sıfatı ile alınan beyanında; davacının, kendisi ve mirasbırakan ile arasının 4-5 yıldır bozuk olduğunu, görüşmediklerini, davacının evlerine gelmediğini, gelse de evlerine almayacaklarını ifade ettiği, yine eldeki davada tanık ...'in; davacının yabancı biri ile evlenmesi sebebi ile mirasbırakanla arasının bozuk olduğunu, konuşmadıklarını, davacıya kızdığı için taşınmazını avukatı olan davalıya hibe ettiğini mirasbırakandan duyduğunu, yine tanık....'nun; murisle bir konuşmalarında kızının bir yabancı ile evli olması sebebi ile mallarını devlete bağışlayacağını, bir avukata da bağış yaptığını söylediğini, yine tanık ...'ün de; davacının müslüman olmayan biri ile evlenmesi ve huyununda iyi olmaması sebebi ile mirasbırakanla dargın olduklarını, murisin bir konuşma sırasında 48 dönümlük yerini kızına kızarak bedelsiz olarak davalıya devrettiğini ifade ettiğini bildirdikleri, diğer taraftan taşınmazın satış değeri ile gerçek değer arasında da aşırı fark bulunduğu, davalının satış bedelini de ödediğini ispat edemediği anlaşılmaktadır. Belirtilen bu olgular yukarıda değinilen ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde, mirasbırakanın davalıya yapmış olduğu çekişmeye konu temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaa ile illetli olduğu kabul edilmelidir. Hâl böyle olunca, yargılama sırasında çekişme konusu 2870 ada 6 nolu imar parselinin, yoldan ihdas edilen taşınmazla tevhit edilerek 2870 ada 21 nolu parsel olduğu gözetilerek, yoldan ihdas edilen bölüm ayrı tutulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir. ‘’ gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiştir.

Karar, davalı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 22.11.2016 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat...Avukat ... ile temyiz edilen vekili Avukat...geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: -KARAR-

Hükmüne uyulan bozma kararında, gösterildiği şekilde işlem yapılarak karar verilmiştir. Davalının temyiz itirazı yerinde değildir. Reddi ile usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, 21.12.2015 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen vekili için 1.350.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin ve aşağıda yazılı 771,389,10.-TL bakiye onama harcının temyiz edenden alınmasına, 22.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
ONANMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Gayrimenkul Hukuku
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog