(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2016/37244 E. , 2016/20107 K.
"İçtihat Metni"
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1.Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı Bakanlığın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2.Davacı, iş akdinin emeklilik sebebiyle sona erdiğinden bahisle kıdem tazminatı ile fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil, hafta tatili ve yıllık izin ücret alacaklarının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... zamanaşımı itirazında bulunarak davanın reddini istemiş diğer davalı şirket ise cevap dilekçesi sunmamıştır. Mahkemece, fazla mesai ve hafta tatili ücret taleplerinin reddi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında, davacının alacaklarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve alacağın dava edilebilme özelliğini ortadan kaldırır. Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir. 4857 sayılı Kanundan daha önce yürürlükte bulunan 1475 sayılı Yasada ücret alacaklarıyla ilgili olarak özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediği halde, 4857 sayılı İş Kanunun 32/8 maddesinde, işçi ücretinin beş yıllık özel bir zamanaşımı süresine tabi olduğu açıkça belirtilmiştir.
Ancak bu Kanundan önce tazminat niteliğinde olmayan, ücret niteliği ağır basan işçilik alacakları, Borçlar Kanununun 126/1 maddesi (6098 sayılı TBK 147) uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir. Yıllık izin ücreti iş sözleşmesinin feshi ile muaccel olup dönemsel bir nitelik taşımadığından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uygulaması yönünden 10 yıllık genel zamanaşımına tabidir. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun 5.maddesine göre; “Madde 5 – (1) Türk Borçlar Kanunun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri, eski kanunun hükümlerine tabi olmaya devam eder. Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden başlayarak Türk Borçlar Kanununda öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur. 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde yıllık izin açısından 5 yıllık zamanaşımı süresi vardır 6098 sayılı TBK da ise zamanaşımı süresi 10 yıl olmuştur. Bu durumda zamanaşımı süresi 5 yıl dolmadan 6098 sayılı Kanun yürürlüğe girdiyse zamanaşımı konusunda yine 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde doğan olan alacak olduğundan 5 yıllık zamanaşımı uygulanacaktır. Alacak TBK öncesi muaccel olduğundan zamanaşımı 10 yıla çıkmayacaktır. Ancak 01.07.2012 tarihinden sonra gerçekleşen fesihlerde 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanacaktır. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 7'nci maddesinde, iş mahkemelerinde sözlü yargılama usulü uygulanır. Ancak 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447'nci maddesi ile sözlü yargılama usulü kaldırılmış, aynı Yasanın 316 ve devamı maddeleri gereğince iş davaları için basit yargılama usulü benimsenmiştir.
Sözlü yargılama usulünün uygulandığı dönemde zamanaşımı def'i ilk oturuma kadar ve en geç ilk oturumda yapılabilir. Ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde 319 uncu madde hükmü uyarınca savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı defi cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. 01.10.2011 tarihinden sonraki dönemde ilk oturuma kadar zamanaşımı definin iler sürülmesi ve hatta ilk oturumda sözlü olarak bildirilmesi mümkün değildir.
Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, 1086 sayılı HUMK hükümlerinin uygulandığı dönemde, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı defi de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamada, 317/2 ve 319. maddeler uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı definde bulunulabileceği kabul edilmelidir. Cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürülmemiş ya da süresi içince cevap dilekçesi verilmemişse ilerleyen aşamalarda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 141/2 maddesi uyarınca zamanaşımı defi davacının açık muvafakati ile yapılabilir. 1086 sayılı HUMK yürürlükte iken süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı define davacı taraf süre yönünden hemen ve açıkça karşı çıkmamışsa (suskun kalınmışsa) zamanaşımı defi geçerli sayılmakta iken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun uygulandığı dönemde süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı definin geçerli sayılabilmesi için davacının açıkça muvafakat etmesi gerekir. Başka bir anlatımla 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamalar bakımından süre geçtikten sonra ileri sürülen zamanaşımı define davacı taraf muvafakat etmez ise zamanaşımı defi dikkate alınmaz. Zamanaşımı definin cevap dilekçesinin ıslahı yoluyla ileri sürülmesi de mümkündür ().
Somut olayda, davacı kısmi dava açmış olup, kıdem tazminatı ile bir kısım ücret alacaklarının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... süresi içinde ve usulüne uygun olarak verdiği cevap dilekçesi ile zamanaşımı definde bulunmuştur. Bu nedenle ulusal bayram genel tatil ücret alacağı yönünden dava dilekçesine karşı yapılan zamanaşımı savunması dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken davalı Bakanlığın ileri sürdüğü zamanaşımı savunmasının dikkate alınmamış olması bozma nedenidir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın hüküm fıkrasının tamamının çıkarılarak yerine ;
" 1-Davanın kısmen KABULÜ kısmen REDDİ ile; a)22.079,52 TL kıdem tazminatının 15/05/2013 dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, b)9.648,40 TL yıllık izin ücreti alacağının 100,00 TL lik kısmının 15/05/2013 dava tarihinden itibaren kalan kısmının ise 04/04/2014 ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, c)Takdiren 1.125,00 TL ulusal bayram genel tatil çalışma ücreti alacağının davalı ... Bakanlığının sorumluluğu 651,15 TL ile sınırlı olmak üzere 100,00 TL lik kısmının 15/05/2013 dava tarihinden itibaren kalan kısmının ise 04/04/2014 ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, d)Davacının fazla mesai ücreti alacağı ile hafta tatili çalışma ücreti alacağı taleplerinin reddine,
2.Yasal kesintiler yapılmış olduğundan infazda yeniden uygulanmasına yer olmadığına,
3.Harçlar Yasası gereğince karar tarihi itibariyle alınması gerekli harçtan peşin olarak alınan miktarın indirimiyle kalan 1.673,88 TL karar ve ilam harcının davalı şirketten alınarak'ye gelir kaydına,
4.Davacı tarafından başvurma ve peşin karar ve ilam harcı olarak ödenen toplam 570,30 TL'nin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine,
5.Davacı tarafından sarf edilen başvurma ve peşin karar ve ilam harcı hariç, toplam 383,85 TL. yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre davalı ... Bakanlığının sorumluluğu 163,29 TL ile sınırlı olmak üzere 282,13 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine , bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6.Davacı taraf kendisini vekil vasıtasıyla temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın kabul edilen kısmı itibariyle belirlenen 3.913,82 TL vekalet ücretinin davalı ... Bakanlığının sorumluluğu 3.885,48 TL ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7.Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın reddedilen kısmı itibariyle belirlenen 348,28 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Bakanlığa verilmesine,
8.Taraflarca yatırılan avans varsa kullanılmayan kısmın taraflara iadesine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 28.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.