13. Hukuk Dairesi
13. Hukuk Dairesi 2014/11767 E. , 2014/33994 K.
"İçtihat Metni"... vekili avukat ... ile ... vekili avukat ... aralarındaki dava hakkında Tire Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 18.12.2012 tarih ve 111-494 sayılı hükmün Dairenin 26.12.2013 tarih ve 20386-32923 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
KARAR
Davacı, kız kardeşinin eşi olan davalıya 2.5.2001 ve 15.5.2001 tarihlerinde İsviçre’den banka aracılığıyla toplam... olarak gönderdiğini, akrabalık ilişkisi nedeniyle bugüne kadar dava açmadığını, davalının, kız kardeşine karşı boşanma davası açması üzerine bu gerekçenin ortadan kalktığını, alacağının tahsili için takip başlattığını, ancak takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın öncelikle zamanaşımı, kabul edilmediği takdirde ise esastan reddini dilemiştir. Mahkemece, “yetkili icra dairesince düzenlenmiş ödeme emrinin borçluya tebliğinin bir icra takip işlemi olduğu, son olarak paranın gönderildiği 15.5.2001 tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin 15.5.2011 tarihinde dolduğu, ödeme emrinin ise yetkili icra dairesince 2.6.2011 tarihinde, zamanaşımı süresinin dolmasından sonra gönderildiği” belirtilerek, alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm, tarafların temyizi üzerine Dairemizce onanmış olup, davacı bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur. Dava, ödünç sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacının, alacağının tahsili için İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün 2011/3612 esas sayılı dosyası üzerinden 28.4.2011 tarihinde takip başlattığı, ödeme emrinin borçluya 11.5.2011 tarihinde tebliğ edildiği, takibe yapılan yetki itirazı üzerine dosyanın Tire İcra Müdürlüğüne gönderildiği ve 2011/975 esas numarasını aldığı, Tire İcra Müdürlüğü tarafından gönderilen ödeme emrinin ise borçluya 2.6.2011 tarihinde tebliğ edildiği, 6.6.2011 tarihinde takibe vaki itiraz üzerine de, itirazın iptali istemiyle iş bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Zamanaşımını kesen sebepler Türk Borçlar Kanunu’nun 154. (Mülga Borçlar Kanununun 133.) maddesinde düzenlenmiş, aynı 2014/11767-33994 Kanun’un 156/1.(Mülga Borçlar Kanunu’nun 135.) maddesinde ise zamanaşımı kesilince, kesilmeden itibaren yeni bir sürenin işlemeye başlayacağı hükme bağlanmıştır. Alacağın tahsili için icra takibinde bulunulması, Türk Borçlar Kanunu’nun 154. (Mülga Borçlar Kanununun 133.) maddesinde sayılan zamanaşımını kesen sebeplerden biridir. İcra takibi, İcra ve İflas Kanunu’nun 58. maddesi gereğince, icra müdürlüğüne yazılı ya da sözlü yapılan takip isteğidir. Kural olarak, başvurma ve peşin harç ödenmek kaydıyla icra harçlarının ödendiği tarihte yapılan takip talebi, Borçlar Hukuku bakımından zamanaşımını kesen sebeplerdendir. Bunun için ödeme emrinin düzenlenip borçluya tebliğ edilmiş olmasına dahi gerek yoktur. Yine yetkisiz icra müdürlüğünde başlatılan takip talebinin de, aynı kural gereğince zamanaşımını keseceği doktrin ve uygulamada kabul edilmektedir. (Bkz. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, cilt 1, Ankara 1988, sh.181; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 9.11.2004 tarih, 2004/1770 esas 2004/11060 karar sayılı; Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 23.6.2009 tarih, 2009/13030 esas, 2009/13778 karar sayılı; Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 17.4.2012 tarih, 2012/4241 esas, 2012/6067 karar sayılı ilamları) Somut olayda, ödünç olarak verildiği iddia edilen toplam 116.400 CHF İsviçre Frangının, 2.5.2001 ve 15.5.2001 tarihlerinde gönderildiği uyuşmazlık konusu değildir. Ödünç sözleşmesinde zamanaşımı süresi 10 yıl olup, davacı 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan 28.4.2011 tarihinde İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün 2011/3612 esas sayılı dosyası üzerinden harcını yatırmak suretiyle alacağının tahsili için icra takibi başlatmıştır. O halde 28.4.2011 tarihi itibariyle zamanaşımı süresi kesilmiş olup, az yukarda değinilen Türk Borçlar Kanunu’nun 156/1.(Mülga Borçlar Kanunu’nun 135.) maddesine göre de bu tarihte tekrar aynı süre yeniden işlemeye başlamıştır. O halde davada 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından, işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece açıklanan hususlar göz ardı edilerek, “ödeme emrinin yetkili icra dairesince zamanaşımı süresi dolduktan sonra 2.6.2011 tarihinde borçlu tarafından tebliğ alındığı” gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, kararın bu nedenle bozulması gerekirken, Dairemizce sehven onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, davacının karar düzeltme talebinin kabulüne, Dairemize ait 26.12.2013 tarih, 2013/20386 esas ve 2013/32923 karar sayılı “onama” ilamının kaldırılmasına, hükmün açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.