Esas No
E. 2014/5079
Karar No
K. 2014/13482
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

11. Hukuk Dairesi         2014/5079 E.  ,  2014/13482 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ...

1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 26/11/2013 tarih ve 2011/784-2013/481 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava konusu meblağ 18.563 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, dava dışı şirketin ... Şubesi ile düzenlediği genel kredi sözleşmesine, müvekkili ile birlikte davalı ..., diğer davalıların murisi ..., ... ve ...’in müşterek borçlu, müteselsil kefil olarak imza koyduklarını, bu krediyi teminen müvekkiline ait taşınmazın ipotek edildiğini, bu sözleşmeden dolayı müvekkili ve diğer borçlular aleyhine icra takiplerinin başlatıldığını, ipotek edilen taşınmazın satılarak paraya çevrildiğini, BK’nın 488. maddesi gereğince ödemeleri gereken miktarları ödemeleri konusunda davalılara yapılan sözlü müracaatların sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, 7.500 TL’nin davalı ...’ten, 7.500 TL’nin ise diğer davalılardan taşınmazın satış tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, müvekkilinin 7.000 TL bedelli kredi sözleşmesinin beş kefilinden birisi olduğunu, davacının bu kefaletin dışında kendisine ait taşınmazı ipotek ettirdiğini, davacının kefil sıfatından kaynaklanan bir ödeme yapmadığını, bu nedenle davacının BK’nın 488. maddesinden yararlanmasının söz konusu olmadığını, davacının rücu hakkının bulunduğu kabul edilse dahi müvekkilinin ancak sözleşmedeki değerin 1/5’inden sorumlu olacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Diğer davalılar vekili, alacağın ticari bir işten kaynaklanması nedeniyle ticaret mahkemesinin görevli olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, dava konusu alacağa dayanak teşkil eden borçla ilgili olarak müvekkilleri tarafından yapılan ödemenin takas edilmesinin gerektiğini, asıl borçlu şirketin tüzel kişiliği devam ettikçe kefillere rücu edilemeyeceğini, alacaklı tarafından müvekkillerinin ibra edildiğini, ticari faiz istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece,bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu genel kredi sözleşmesi incelendiğinde, davacı, davalılar ve dava dışı borçluların bu sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak değil müşterek ve müteselsil borçlular olarak imzaladıkları, bu nedenle davacı ve davalıların kredi sözleşmesinin müşterek ve müteselsil borçluları bulunduğu, davacıya ait ipotek akit tablosu incelendiğinde davacının taşınmazına konulan ipoteğin üst sınır ipoteği bulunduğu ve davacının sorumluluğunun ipotek limiti ile sınırlı olduğu, davacının verdiği ipotek nedeniyle taşınmazının 8.000 TL'ye satılması ve borcun tamamının davacı tarafından ödenmesi nedeniyle BK'nın 146 md. gereğince davalılara rücu hakkının doğduğu, davalıların sorumluluklarının 1/5'er nisbetinde bulunduğu, bir kısım davalılar vekili müvekkillerinin 2005 yılında bankaya ödemede bulunduklarını ileri sürerek ödedikleri nispette takas def'inde bulunmuşlar ise de yukarıda da belirtildiği gibi davacının ipotekten dolayı sorumluluğunun ipotek limiti ile sınırlı olması ve taşınmazının da satılarak dava dışı alacaklı bankanın alacağını alması nedeniyle bu davalılar vekilinin takas def'inin yerinde görülmediği, davacı dilekçesinde ticari faiz talebinde bulunmuş ise de, 3095 sayılı yasada ticari faiz diye bir faiz mevcut olmadığı, sadece talep halinde reoskont faizine hükmedileceği, davacının bu şekilde bir talebi bulunmadığı, sadece ticari faiz talebinde bulunması nedeniyle ödeme tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, bilirkişinin 12/02/2013 tarihli ek raporuna göre hesaplandığı üzere; 150 TL'nin davalı ...'dan dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ve ticari faize ilişkin talebin reddine, 150 TL'nin davalılar... mirasçıları ... ve ...'ndan dava tarihinden itibaren yasal faizi ile berlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ve ticari faize ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı ... vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı ... vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 10/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog