11. Hukuk Dairesi         2013/7612 E.  ,  2014/14169 K.

"İçtihat Metni"

Taraflar arasında görülen davadaverilen 13/02/2013 tarih ve 2011/294-2013/29 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı ve ihbar olunan vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 19/09/2014 günü hazır bulunan davalı ...Ş. vekili dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankaya devrinden önce 13.12.1999 tarihinde 185.000 TL parasını %89 faiz oranı ile 01.02.2000 tarihinde vadesi dolacak şekilde yatırdığı, müvekkilinin bankaya yatırmış olduğu paranın henüz vadesi gelmeden 22.12.1999 tarihinde tarafından el konularak bankacılık yapma ve mevzuat kabul etme izni kaldırılarak, yönetiminin devredildiği, daha sonra bu bankanın daval.Ş. olduğu, müvekkilinin bankaya yatırmış olduğu mevduatının yönetimi tarafından paravan olarak sunulan dava dışı adlı banka hesabına aktarıldığı, müvekkilinin bankalara olan güveninin kötüye kullanılarak ve iradesi sakatlanarak havale talimatı imzalatıldığı, bu şekilde toplanan paranın yönetimi tarafından grup şirketlere ve hayali şirketlere usulsüz kredi verilmek suretiyle tüketildiğinin tespit edildiğini ileri sürerek, davalı bankanın yatırılan toplam 185.000 TL mevduat alacağının bankaya yattığı tarihten itibaren %89 akdi faizi ile birlikte davalı bankadan tahsiline ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL alacağın davalıdan hükmen tahsiline, davaya konu paranın bankaya yattığı tarih olan 13.12.1999 tarihinden vade sonu olan 01.02.2000 tarihine kadar yıllık %89 akdi faiz, 01.02.2000 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar ise 3095 sayılı Kanun'un 2. maddesinin son bendi gereğince %89 akdi faizden az olmamak üzere temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, davasını 185.000 TL olarak ıslah etmiş, davacı vekili 13.02.2013 tarihli duruşmada davacının 27.07.1999 tarihinde 150.000 TL'yi bankaya yatırdığının sabit olduğu, 185.000 TL'nin ise bankaya el konmadan önceki 13.12.1999 tarihli faizli bakiye olduğu, işbu dava dosyasındaki taleplerini 27.07.1999 tarihinde bankaya yatırılan 150.000 TL'nin bankaya yattığı tarih olan 27.07.1999 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı bankadan tahsili şeklinde düzelterek daralttıklarını bildirmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından davalı bankanın tarihinde 150.000 TL tutarında bir mevduat hesabı açılmak üzere hesap açma talimatı verildiği, 27.07.1999 tarihinde 150.000 TL'nin davalı bankanın arafından işlem numarasıyla nolu mevduat hesabına geçirildiği, davacı tarafından yapılan havale işlemi ve açılan hesabının bizzat davacının istek ve iradesine mukabil imza ile açılmış ise de; gönderilen paraların aslında fiilen Kıbrıs'a aktarılmadığı, davacının mevduat alacağının davalı banka tarafından dolambaçlı yollardan ait şirketlere geri dönmeyecek şekilde usulsüz şekilde kredi kullandırılmak suretiyle tüketildiği, davacı alacağının benzer nitelikteki Yargıtay Kararları doğrultusunda dava dışı tahsili imkanının bulunmadığı ve uyuşmazlığın havale görünümlü mevduat toplama olarak değerlendirilmesinin gerektiği, bir güven kurumu olarak faaliyet gösteren davalı bankanın müşterisi olan davacıyı bu durumu bilerek yönlendirdiği, bu nedenle davacının dava konusu bedeli tahsil edememesinden davalı bankanın da sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 150.000 TL'nin bankaya yatırıldığı tarih olan 27.07.1999 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı bankadan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyeye yönelik talebin REDDİNE karar verilmiştir.

Kararı, davalı ve ihbar olunan vekili temyiz etmiştir.

1.İhbar olunan vekili temyiz isteminde bulunmuş ise de davacı tarafça hakkında husumet yöneltilerek açılan bir dava bulunmadığı gibi mahkemece verilen kararda da anılan ihbar olunan sıfatı ile karar başlığında gösterilmiş olup, hüküm de usul ve yasaya uygun olarak sadece davanın açıldığı davalı taraf aleyhinde kurularak, ihbar olunan aleyhine herhangi bir hüküm tesis edilmemiştir. O halde, aleyhinde verilmiş bir hüküm bulunmayan ve karar başlığında da ihbar olunan sıfatı ile gösterilmiş olan TMSF’nin hükmü temyiz etmekte hukuki yararı bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

2.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davalının sorumluluğunun BK’nın 41, 55 ve TTK’nın 336'ıncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacının zararını tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren zaman aşımı süresinin başlamasının gerekmesine göre, davalı ...Ş. vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

3.Dava, banka hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir.

Uyuşmazlık konusu hesabın açılmasını teşvik eden 22.12.1999 tarihindedevir olunduğu, 26.01.2001 tarihinde ise ile devren birleştirildiği, yine . (sonraki unvanı arasında yapılan 09.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesi ile külli halefiyet prensipleri çerçevesinde bu banka ile birleştirildiği, anılan sözleşmenin 6.13 maddesi uyarınca bankanın devir tarihinden önceki döneme ait olması kaydıyla, devir alan bankanın maruz kalabileceği her türlü taleplerden doğacak tüm yükümlülükten ve bunlara ilişkin olarak mahkemelere intikal etmiş bulunan dava, takip ve benzer işlemlerin sonuçlarından sorumlu olacağının kararlaştırıldığı, davacı alacağının, esasen fona devredilen işlemi olduğu, somut uyuşmazlık itibariyle davalı Banka'nın 5411 sayılı Kanun’un 140. maddesi uyarınca harçtan muaf bulunduğu dikkate alınmadan yazılı şekilde harçtan sorumlu tutulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca hükmün aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ihbar olunan vekilinin temyiz isteminin reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ...Ş. vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ...Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hüküm fıkrasının 2. paragrafının hükümden çıkarılarak yerine ''davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacı tarafça yatırılan harcın talep halinde davacı tarafa iadesine,'' ibaresinin eklenmesine, 3. paragrafta yer alan “Davacı tarafından başlangıçta yatırılan toplam 2.768,55 TL harç ile” ibaresinin çıkarılmak sureti ile kararın davalı ...Ş. yararına bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı ...ye verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, ihbar olunan harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 19.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
19.09.2014 ONANMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Ticaret Hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 3095 sayılı Kanun TTK md.336 K3095 md.2 K5411 md.140