19. Ceza Dairesi 2017/2125 E. , 2017/4578 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Gerekçeli kararda suç tarihinin 10/2010 yazılı olmasına rağmen, suça konu 7. Sulh Ceza Mahkemesinin "haberin internet üzerindeki yayından kaldırılmasına" dair 24.09.2010 tarihli kararının, sanığa 28.09.2010 tarihinde tebliğ edildiği, dolayısıyla 7 gün içinde itirazı kabil olan karara itiraz edilmemesi üzerine 06.10.2010 günü kesinleşeceği, suç tarihinde yürülükte olan 5651 sayılı kanunun 9/3. maddesine göre, kesinleşen kararın tebliğinden itibaren 2 gün içinde uygulanması gerektiği, bu tarihin en erken 08.10.2010 olabileceği, ancak bu durumun mahallinde düzeltilebilecek nitelikte bir eksiklik olduğu anlaşılmıştır. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; 5237 sayılı TCK'nın "Suçta ve cezada kanunîlik ilkesi" başlıklı 2. maddesi; "... Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz..." ve "...Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz..." hükümlerini amirdir.
Adı geçen kanunun "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 7. maddesi; "...İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar..." ve "...Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur..." hükümlerini amirdir.
Yukarıdaki açıklamalardan hareketle, temyiz incelemesine konu olan suç tarihinde yürürlükte bulunan yasa maddesinde, suçun maddi unsuru olarak; "...kesinleşen kararın tebliğinden itibaren 2 gün içinde..." yazılı şartlara uygun ve süresinde yerine getirilmemesi suçun unsuru olarak tanımlanmışken, 06.02.2014 tarihli 6518 sayılı kanunla değişen metinde "...kararın önce erişim sağlayıcıları birliğine gönderilmesini müteakiben, ilgili erişim sağlayıcısına tebliğinden itibaren derhal ve en geç 4 saat içinde..." belirtilen şartlara uygun ve süresinde erişim sağlayıcısı tarafından yerine getirilmemesi suçun unsuru olarak öngörülmüştür. Yasada yapılan değişikliklerle, 19.2.2014 tarihinden itibaren, dosyaya konu "mahkeme kararının, kararda yazılı şartlarda ve öngörülen şekilde, yasada belirtilen süre içinde uygulanmaması" olarak tanımlanan suçun, maddi unsuru olan fiil ve fail unsurları, aynı anda değişmiştir.
Sanık 5651 sayılı kanun bağlamında, içerik sağlayıcısı olup, 6518 sayılı yasayla değişen 5651 sayılı yasaya göre, mahkeme kararlarını doğrudan yerine getirmekle sorumlu tutulamaz. Keza, aynı fiili suç tarihinde işleyen içerik sağlayıcısı sanığa ceza verilirken, aynı fiili 6518 sayılı yasa değişikliği sonrasında işleyen içerik sağlayıcılarının ceza almaması, 5237 sayılı TCK'nın suç ve cezada kanunilik ve zaman bakımından uygulama maddelerine aykırı olacaktır.
Hal böyleyken, temyize konu dosyada, sanığın eyleminin, suç tarihinde yasanın aradığı "kesinleşmiş mahkeme kararının tebliği üzerine süresinde (en geç iki gün içinde) gereken işlemi yapmamak" maddi unsurunu gerçekleştirmesine rağmen, 19.02.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6518 sayılı yasaya göre, cezalandırılması gereken erişim sağlayıcısı veya sorumlu kişi olmadığı için sanık olarak sorumlu tutulamayacağı, dolayısıyla suçun faili olamayacağı sabit olup, bu nedenlerle sanığın beraatine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye aykırı olarak, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 15.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.