Esas No
E. 2017/34271
Karar No
K. 2017/13090
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
İş Hukuku

22. Hukuk Dairesi         2017/34271 E.  ,  2017/13090 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde iş makinaları operatörü olarak çalıştığını, çalışmasını davalının emir ve talimatları altında kesintisiz bir şekilde sürdürmesine karşın kayıtlarda mevsimlik işçiymiş, belirli süreli iş sözleşmeleri ile çalışıyormuş gibi ve dönem dönem muvazaalı işlemlerle taşeron işçisi gibi gösterildiğini, böylece taşeron işçisi olarak gösterildiği dönemlerde ücretinin düşürüldüğünü, oysa ki aynı işyerinde kesintisiz çalışan, yaptığı işin mevsimlik iş olarak tanımlanması mümkün olmayan davacının iş sözleşmesininde belirsiz süreli olarak kabul edilmesi gerektiğini, taşeron işçisi olarak gösterildiği dönemlerde toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlandırılmadığını belirterek davacının çalışma süresi boyunca davalının işçisi olarak belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalıştığının tespiti ile bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili, 5286 sayılı Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün kaldırılması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun gereği Köy Hizmetleri Bölge ve İl Müdürlüklerinin kapatılarak İl Müdürlüklerinin İl Özel İdarelerine bağlandığını, buna göre daha önce Köy Hizmetlerinin görev ve sorumluluğunda olan köy altyapı hizmetlerinin yerine getirilmesi İl Özel İdarelerinin görev ve sorumluluk alanına girdiğini, ne var ki kurumun sorumluluk sahasının büyük olmasına karşın çalıştırdığı kadrolu işçi sayısının yetersiz olduğunu, daimi işçi sayısının yetersiz olması nedeniyle kurumun yasanın verdiği yetkiye dayanarak mevsimlik işçi çalıştırdığını, süre bitiminden sonra ise yapılması gereken işlerin aksamaması için hizmet alımı yoluna gidildiğini, bu kapsamda davacı işçinin sözleşme süresinin 5 ay 29 günlük olduğunu, süre bitiminden sonra yeni sözleşme imzalanmasına kadar akdin sona erdiğini, ancak işlerin aksamaması adına (işin devamlılığının esas olması nedeniyle) geçici işçilerin sözleşme sürelerinin bitiminden itibaren hizmet alımı yoluyla istihdam edildiklerini, bu kapsamda değişik yıllarda değişik firmalar ile hizmet alımı sözleşmeleri imzalandığını, ancak idare ile hizmet alımı yaptığı 3. kişiler arasında yapılan sözleşmelerin muvazaalı olarak nitelendirilemeyeceğini, kurumun bu yönde bir kastının olmadığını, davacı işçinin iş akdinin sona ermesinden sonra kurumun bir talebi olmamasına karşın hizmet alımı yapılan kişi ya da şirketin personeli olarak çalışmasını sürdürdüğünü, kurumun hizmet alımı yapılan kişi ya da şirketlerdeki personel seçimine karışmadığını, davacının kurumda geçici işçi olarak çalıştığı dönemlerde ücretlerinin tamamını eksiksiz olarak aldığını, taşeronda çalışılan süreye yönelik kurumdan talepte bulunulmasının yersiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: İlk Derece Mahkemesince, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İstinaf başvurusu: İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti: Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Temyiz başvurusu : Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Gerekçe:

1.Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının fazla mesai alacağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.

Fazla çalışmanın ispatı konusunda iş yeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, iş yeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.

İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması halinde ise, varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir. Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez. Fazla çalışmanın belirlenmesinde 4857 sayılı İş Kanunu'nun 68. maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin dikkate alınması gerekir.

Somut olayda; mahkemece davacı tanık beyanlarına itibarla davacının fazla mesai yaptığı kabul edilerek hüküm altına alınmıştır. Davalı tanıkları davacının hem il özel idaresinde hem de taşeron şirkette çalıştıkları dönemde fazla mesai yapıldığında karşılığının ödendiğini beyan ederken davacı tanıklarından bir kısmı il özel idaresinde çalıştıkları dönemde fazla mesai ücretlerinin ödendiğini, bir kısmı ise hem il özel idaresinde hem de taşeron şirkette fazla mesai ücretlerinin ödendiğini beyan etmişlerdir. Tanık beyanları bu noktada birbiriyle çelişkilidir. Mahkemece taraf tanıkları çağrılıp yeniden dinlenilerek çelişki giderilmelidir. Ayrıca davacı asilden tanıkların ödeme beyanlarına karşı diyecekleri sorularak tüm dosya kapsamı yeniden değerlendirilip sonuca gidilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
KALDIRILMASINA YARGITAYKARARI HUKUK İş Hukuku 4857 sayılı İş Kanunu K4857 md.68
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.