9. Hukuk Dairesi
9. Hukuk Dairesi 2015/11159 E. , 2017/10517 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 14.11.2005 tarihinde davalı işyerinde belirsiz süreli hizmet akdi ile paketleme elemanı olarak çalışmaya başladığını, iş sözleşmesini ... SGK Merkez Müdürlüğü’nün yazısı ile sigortalılık süresinin 16 yıl prim ödeme gün sayısının 3972 gün olduğunu tevsik ederek 1475 Sayılı İş Kanununun 14. maddesi uyarınca feshettiğini, müvekkilinin söz konusu durumu SGK yazısı ile birlikte davalı işverene bildirmesine rağmen işten ayrılma bildirgesinin verilmediği gibi kıdem tazminatı alacağının da ödenmediğini, kıdem tazminatının ödenmemesi nedeniyle müvekkilinin 03.05.2013 tarihinde fesih bildirimi ile işverenden tekrar kıdem tazminatının 3 gün içerisinde ödenmesini talep ettiğini, herhangi bir ödeme olmadığı gibi ödeme taahhüdünde de bulunulmadığını, müvekkilinin son net 1.200,00 TL ücret ile ilaveten 3 ayda bir tam maaş tutarında ikramiye aldığını, işyerinde bir öğün yemek ve servis yardımlarının bulunduğunu iddia ederek kıdem tazminatının davalı işverenden tahsilini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı taraf duruşmalara katılmamış herhangi bir cevap dilekçesi ibraz etmemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece toplanan deliller,tanık beyanları,bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamının değerlendirilmesinde;SGK'nın 09/01/2015 tarihli yazısında davacının 1475 sayılı 14.madde hükmüne göre gerekli emeklilik koşulunu sağladığı, dosya kapsamında davacının kıdem tazminatının ödendiğine dair delil bulunmadığı, davacının iş akdini emeklilik nedeniyle feshettiğini davalı işverene bildirilmiş olduğuna ilişkin delil bulunmaması nedeniyle kıdem tazminatı alacağını dava tarihinden itibaren faiz başlatılmasına ve tüm dosya kapsamı, davacının emsal ücret araştırmasına dayanmaması dikkate alınarak 27/08/2014 bilirkişi raporu 1.seçeneği dikkate alınarak davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilerek hüküm kurulmuştur.
D) Temyiz: Kararı davacı temyiz etmiştir. E) Gerekçe:
1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununda 32 nci maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir. 4857 sayılı Yasanın 8 inci maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı yasanın 37 nci maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır. (Yargıtay 9.HD. 23.9.2008 gün 2007/27217 E, 2008/24515 K.).
Çalışma belgesinde yer alan bilgilerin gerçek dışı olmasının da yaptırıma bağlanmış olması, belgenin ispat gücünü arttıran bir durumdur. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanunun 8 inci ve 37 nci maddelerinin, bu konuda işveren açısından bazı yükümlülükler getirdiği de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, iş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümlülüğüne yardımcı olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta pirimi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmesi, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında delillerin değerlendirilmesi sırasında, işverence bu konuda belge düzenlenmiş olup olmamasının da araştırılması gerekir.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. Somut uyuşmazlıkta davacı işçinin fesih tarihinde asgari ücretten fazla ücret aldığı iddiası ile tanıkların davacının aldığı ücrete ilişkin beyanları örtüşmektedir. Mahkemece yapılacak iş davacı işçinin kıdemi,yaptığı işin niteliği dikkate alınarak,emsal ücret araştırması yapılıp sonucuna göre davacı işçinin ücretinin tespiti ile işçilik alacaklarının hesap edilmesi gerekirken asgari ücrete göre yapılan hesaplamaya itibar edilerek karar verilmesi hatalıdır. F) SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14.06.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.