11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2014/1707 E. , 2014/8667 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04/10/2013 tarih ve 2013/120-2013/180 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 12.07.1999 tarihinde tescil edilmiş bulunan ticaret ünvanının aynısının davalı şirket tarafından 02.10.2002 tarihinde tescil ettirilmiş olduğunu, bu durumun davalı şirketin borçları nedeniyle müvekkili firma araçlarına haciz konulması ve şirkete haciz için gelinmesi üzerine öğrenildiğini, müvekkilinin ticaret ünvanı üzerinde öncelik hakkına sahip olduğunu, tarafların faaliyet alanlarının aynı olduğunu, haksız icra işlemlerine maruz kalan müvekkilinin ticari itibarının zedelendiğini, davalı ticaret ünvanının iltibas yarattığını belirterek davalı ticaret unvanının sicilden terkinini veya iltibas yaratmayacak şekilde değiştirilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının ...'nın 62. maddesi kapsamında süresi içinde terkin talebinde bulunmayarak sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, haksız rekabet ve iltibas tehlikesinin bulunmadığını, ayrıca müvekkilinin ''Palmiye Turizm'' ibareli tescilli markasının bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 1999'da " ...Turizm Yatırımları ve Ticaret A.Ş." şeklinde tescil edilen unvanının 02.10.2002 tarihinde " ... Turizm Yatırımları İnşaat ve Ticaret A.Ş." olarak değiştirildiği, davanın ise ilk tescilden 12, değişiklikten de 9 yıl sonra açıldığı, taraf şirketlerin, davacı daha önce olmak üzere, aynı yıl 5 ay farkla kurulmuş olduğundan davalının davacının ticari unvanından yararlanma kastiyle hareket ettiğinin ispatlanamadığı, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarıyla ticari unvan veya diğer endüstriyel haklara dayalı iptal ve hükümsüzlük davalarının 5 yıllık süre içinde açılmaması halinde dava hakkının düşeceğinin kabul edildiği, dava konusu olayda bu sürenin iki katından daha uzun bir süre geçtiği, ticari unvanın ticari sicil gazetesinde yayınlanması nedeniyle, davalının basiretli bir tacir olarak bunu bilmediğine ilişkin iddiasının kabul edilemeyeceği, davacının uzun süre sessiz kaldığı, bu aşamada dava hakkını kullanmasının MK'nın 2. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 556 Sayılı KHK'nın 42. maddesine dayalı hükümsüzlük davalarında uygulanan 5 yıllık hak düşürücü sürenin, zaman bakımından uygulanması gereken 6762 Sayılı ...'nın 54. maddesine dayalı olarak açılan davalarda uygulanma yeri bulunmadığından mahkemenin bu yöne ilişkin gerekçesi yerinde olamamakla birlikte, uyuşmazlık konusu ticaret ünvanının tescil olunduğu tarihten dava tarihine kadar uzunca bir süre geçmesi nedeniyle MK'nın 2. maddesine dayalı olarak davanın reddine yönelik gerekçesinin yerinde bulunmasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.