11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2014/3866 E. , 2014/10429 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/09/2013 tarih ve 2011/406-2013/237 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve davalı temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili aleyhine, davalı-alacaklı tarafından 10.000 TL miktarlı bir bono dayanak gösterilerek icra takibi yapıldığını, müvekkilinin davalı şirketle 2010 yılının Eylül ayı içerisinde öğrenci taşıma (servis) sözleşmesi yaptığını ve faaliyetlerine başladığını, bu sözleşme imzalanması aşamasında müvekkili ve davalı bu firma ile iş yapan servisçilere "taşıma sırasında kaza olur ve öğrenciler zarar görebilir bu sebeple garanti altına almak için senet istiyoruz" zorlaması ile 10.000 TL bedelli bir senet imzalattıklarını, 2011 yılının 6. ayında müvekkilinin davalı tarafa 17 günlük çalışmasının karşılığı olan faturayı gönderdiğini, davalı firmanın hiçbir gerekçe göstermeden faturayı iade ettiğini, davalı şirketin kötü niyetli olarak müvekkilinin hiçbir borcu bulunmamasına rağmen söz konusu senedi sonradan doldurarak icraî işleme koyduğunu, davalı firmanın ticari defterlerinde bu alacak kaleminin kaydedilmiş olması gerektiğini ileri sürerek takibin iptalini, haksız ve kötü niyetli takip nedeni ile %40 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacı tarafla imzalanan taşımacılık sözleşmesinin 3. maddesinde sözleşmenin süresinin bir yıl olduğunun belirtildiğini, süresinden önce işi bırakanın 10.000 TL cezai şart ödemeyi kabul ettiğini, sözleşmede şirketin bilgi ve belgelerini açıklayanların da 20.000,00 TL tazminat ödemeyi kabul ettiğini düzenleyen maddeler olduğunu ve davacının bunları okuyarak imzaladığını, davacı yanın söz konusu bonoyu vermesinin nedeninin firmaya verilen zararları teminat altına almak amaçlı olduğunu, taşıma sözleşmesinin süresinin bir yıl olmasına karşın davacı sözleşmenin süresi dolmadan sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle ihtarname keşide edilerek sözleşmenin fesih edildiğini, sözleşme devam ederken davacı ve bir grup şoförün eylemde bulunarak davalının ticari sırlarını ifşa ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının davacıya göderdiği ihtarnamede akdin feshine yönelik bildirimin bulunmadığı, bu haliyle cezai şart talep edilemeyeceği, yine bu ihtarda yer alan hususların eylem yapılarak davalının ticari sırlarının ifşa edildiği şeklinde yorumlanamayacağı, davalı yanca senedin zararların teminatı için verildiği belirtilmesine rağmen zararın niteliğinin ve miktarının davalı tarafından ispatlanamadığı, bu yöndeki iddianın soyut kaldığı, davalı ticari defterlerine göre davacının dava, takip ve takibe dayanak bononun tanzim ve vade tarihleri itibariyle davalı şirkete borçlu olmadığı, davacı ticari defterlerinde de takibe konu bonoya ilişkin kayıt bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline, kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.