9. Hukuk Dairesi 2017/11355 E. , 2017/12209 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin 24/08/2001 tarihinden itibaren T.C. ...'na bağlı ... Devlet Hastanesi'nde Kamu İhale Kanunu'na göre hizmet alımı suretiyle yüklenici olarak adlandırılan firmaların sigortalısı olarak çalıştığını, temizlikçi olarak gösterilmesine rağmen ilk işe girdiği tarihten itibaren ameliyathane servisinde hasta bakımı ve pansuman personeli olarak çalıştırıldığını, davalı idare ile hizmet alan yüklenici firmalar arasında gerçek bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulmadığını, bu ilişkinin muvazaaya dayandığını, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında "İş Kanunu'na göre alt işverene verilmesi mümkün olmayan işin verilmesi ve faaliyetin idareye işçi temin etmek olduğu hallerde asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayandığının, bu durumda işçinin ilk işe giriş tarihinden itibaren asıl işveren işçisi sayıldığının" açıkça düzenlendiğini, davalı idare ile hizmet alan firmalar arasındaki asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olması sebebiyle müvekkilinin ilk işe girdiği tarihten itibaren davalı idarenin işçisi olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin ... Devlet Hastanesi'nin kadrolu işçileri ile birlikte aynı iş kolunda, aynı şartlarda çalışmasına ve aynı işi yapmasına rağmen davalının kendi işçilerinin aldığı ücret ve sosyal haklardan yararlanamadığını, bu durumun eşitlik, ücrette adalet sağlanması ve eşit ücret ilkelerine aykırı olduğunu, bu nedenle müvekkilinin ilk işe giriş tarihinden itibaren işverenin kendi işçilerine sağladığı ücret ve sosyal haklardan yararlandırılması gerektiğini, müvekkilinin fazla mesai yapmasına rağmen ücretlerinin ödenmediğini, aynı konuda ...
9.İş Mahkemesi'nin 2010/890 Esas sayılı dosyaları ile ikame edilen davalarda davanın kabulüne karar verildiğini ve kararın Yargıtay denetiminden geçerek onandığını iddia ederek, ücret farkı, fazla mesai ücreti, sosyal hak ücretleri ve ilave tediye alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, müvekkili idareye bağlı hastanenin ihale makamı olduğunu, işveren statüsünde bulunmadığını, bu nedenle husumet itirazında bulunduklarını, davanın davacının çalışmış olduğu işveren şirketlere ihbar edilmesi gerektiğini, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaalı sayılarak alt işveren işçilerinin başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçileri sayılacağı düzenlemesinin işçilerin iş kanunu ile güvenceye alınan haklarını kapsayacağını, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu ile öngörülen hakları kapsamayacağını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. E) Gerekçe:
Gerekçe - hüküm çelişkisi 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olup, salt bu aykırılık bozma sebebidir. Bu husus 6100 sayılı HMK.nun 298/2. maddesinde de “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” şeklinde özellikle düzenlenmiştir.
Mahkemece hüküm gerekçesinde bir yandan “…Temizlik işi yardımcı iş olup alt işverene verilmesi mümkündür. Davacının görev tanımının temizlik elemanı olması ve bu sıfatının devam etmesi sebebiyle iş sözleşmesinin muvazaalı olduğundan bahsedilmesi mümkün değildir…” denirken diğer yandan “…Ancak hastanenin asli işlerinden olan poliklinik hizmetlerinin 4857 sayılı İş Kanununun 2/6-7 maddesi uyarınca taşeronlara devredilmesi olanaksızdır. Hal böyle olunca, hastanenin devredilmesi mümkün olmayan asli işlerinde (poliklinik hizmetlerinde) çalıştırılan işçinin ilave tediye alacağından yararlandırılması gerekir. Bu sebeple davacının ilave tediye alacağına hak kazandığı sonucuna varılmıştır…” denilmek suretiyle karar gerekçesinde kendi içerisinde çelişki yaratılmıştır. Açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
Sonuç olarak, Mahkemece 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına ve HMK.nun 298/2 maddesine aykırı karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. F) SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 06.07.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.