22. Hukuk Dairesi         2017/8411 E.  ,  2017/15769 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı isteminin özeti:

Davacı vekili, müvekkilinin 08.09.2004 tarihinde davalı işverenin ... ilçesinde bulunan işyerinde çalışmaya başladığını, iş akdinin fesih tarihi olan 31.03.2010 tarihine değin aralıksız olarak çalışmasını sürdürdüğünü, müvekkilinin 20.11.2009-13.03.2010 tarihleri arasında yasal doğum izninin bitimi akabinde yıllık iznini kullanmakta iken 01.04.2010 tarihinde davalı işverenin ...’da bulunan işyerini şahsa devretmesi ve böylece çalışanların işlerine son vermesi sebebiyle iş akdinin haklı bir neden dayanmaksızın feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı cevabının özeti:

Davalı vekili, müvekkili şirket ile davacının işyerinden ayrıldığı yerin farklı olduğunu, davacının en son olarak ...’a ait ... Kargo acentesi yanında çalıştığını, ... ile davalı şirket arasında acentelik sözleşmesi imzalandığını, buna istinaden davacının işyerinin 01.04.2010 tarihinde İş Kanununun 6. maddesi gereğince değiştiğini, davacının işyerinden ayrılmasına ilişkin olarak ...’ın sorumlu olduğunu ve davaya dahil edilmesi gerektiğini, davacının iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanununun 25. maddesi II. bendinin g fıkrası gereğince işçinin izin almaksızın veya haklı nedene dayanmaksızın ardı ardına iki iş günü gelmemesi nedeniyle ... Kargo acentesi tarafından haklı nedenle feshedildiğini, davacının dava dilekçesinde belirtmiş oldukları ve çalıştıkları yerin acente olarak ... tarafından işletileceği hususunun işyerini terk etmek için haklı bir neden oluşturmadığı gibi kıdem ve ihbar tazminatı isteme hakkını vermediğini, işyeri devri ile iş akdinin devam ettiğini, davacının fazla çalışma ücreti talep edemeyeceğini, yıllık izin alacağı ve genel tatil alacağının olmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

Mahkeme kararının özeti: Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Temyiz: Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Gerekçe:

1.Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2.Taraflar arasında iş sözleşmesinin davalı işverence feshedilip feshedilmediği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.

Davacı taraf, 20.11.2009-13.03.2010 tarihleri arasında doğum izni kullandıktan sonra yıllık izin kullanmakta iken işverenin 01.04.2010 tarihinde ...’daki işyerini şahsa devretmesi sebebiyle iş sözleşmesinin feshedildiğini iddia etmektedir.

Davalı taraf ise, müvekkili şirket ile davacının işyerinden ayrıldığı yerin farklı olduğunu, davacının en son olarak ...’a ait ... Kargo acentesi yanında çalıştığını, ... ile davalı şirket arasında acentelik sözleşmesi imzalandığını, buna istinaden davacının işyerinin İş Kanununun 6. maddesi gereğince 01.04.2010 tarihinde değiştiğini, işyeri devri ile iş akdinin devam ettiğini, davacının iş akdinin izin almaksızın veya haklı neden dayanmaksızın işe gelmemesi nedeniyle ... Kargo acentesi tarafından haklı nedenle feshedildiğini savunmaktadır. Mahkemece kararın gerekçesinde, “Davacı tanıkları, işten daha önce ayrılmış olup, fesih hakkında somut bilgi sahibi değillerdir. İşyerini devreden veya devralan işveren iş sözleşmesini sadece işyerinin devrinden dolayı feshedemez ve devir işçi yönünden haklı sebep oluşturmaz. Devir halinde aslolan akdin sürekliliğidir. Sigorta kayıtlarında davacının işyerinin dava dışı ...'a 01.04.2010 tarihinde devri ile birlikte, sigortalı bildirimlerinin aralıksız sürdüğü görülmektedir. İşten ayrılma bildirgesinde de, devralan işverence 01.04.2010 günlü işe giriş bildirimine esas olmak üzere, davalı nezdinden 31.03.2010 tarihli çıkış bildirimi 34 kodla gösterilmiş değildir. Nitekim, davacı da cevaba cevap dilekçesinde dava dışı işveren nezdinde bir süre daha çalıştığını kabul etmekte; ancak, SGK kayıtlarında çıkış işlemi gerçekleştiğinden bahisle ve buna dayanarak akdin önceki gün feshedildiğini ileri sürmektedir. İşyerinde söz konusu değişiklik gündeme geldiğine göre, işçilerin sigortalı bildirimlerinin buna uygun şekilde ve yeni işyeri sicil no'su üzerinden bildirilmesi bakımından önce çıkış, ardından giriş bildirimi yapılmalıdır.

Yıllık izin kayıtlarına göre davacıya önce 13.03.2010 tarihinden itibaren 22 gün yıllık izin verilmiş ise de, daha sonra bu süre 01.04.2010 tarihine kadar olmak üzere 17 güne çekildiği anlaşılmaktadır. Belirtilen tarih tam devir işlemlerinin gerçekleşip, işçinin davalı işveren nezdinden çıkış, diğerine girişinin yapıldığı tarihle çakışmaktadır. Bu husus akdin yıllık izinde iken feshedildiği iddiasını güçlendirmektedir. Acentelik sözleşmesinde, devrin ilgili işçilerin iş sözleşmeleriyle birlikte gerçekleştiğine dair belli bir akdi şart kararlaştırılmamış, ihtimalli düzenleme getirilmiştir. Taraflarca, iş sözleşmesinin devri/hizmet akdinin nakli anlaşması da sunulmamıştır. Bu durumda, iş akdinin 31.03.2010 tarihinde davalı işveren tarafından sona erdirildiği, daha sonra devralan işveren ile dava dışı dönemde 01.04.2010 tarihinden itibaren yeni bir iş ilişkisi kurulduğu, dolayısıyla davacının ihbar ve kıdem tazminatı alacaklısı olduğunun kabulü gerekmiştir. ” denilmektedir.

Davacıya ilişkin işyeri kayıtları ve hizmet döküm cetvelinden davacının 08.09.2004-31.03.2010 tarihleri arasında davalı şirkette çalıştığı, yine hizmet döküm cetvelinden 01.04.2010 tarihinde 1378782 işyeri numaralı işverende işe girişinin yapıldığı, söz konusu işveren dosyadaki evraklardan anlaşılamamakla beraber davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesindeki beyanı ile davalı vekilin cevap dilekçesindeki beyanları ve davalı tanığı olarak dinlenilen ...’ın beyanlarından davacının 01.04.2010 tarihinden itibaren davalı şirketin acentelik sözleşmesini yaptığını belirttiği ... nezdinde çalışmaya devam ettiği anlaşılmaktadır. Dosyaya sunulan bir kısım yazışmalardan acentelik sözleşmesinden önceki tarihlerde ...’ın davalı şirketin ... İrtibat Büro Müdürü olarak görev yaptığı görülmektedir.

Dosyaya sunulan 27.3.2010 tarihli alt kira sözleşmesi ile kiralayan davalı şirketin kullanımında olan taşınmazın ... Kargo Acentelik Ofisi olarak ticari gayeyle kullanılmak üzere ...’a kiralandığı, yine dosyaya sunulan acentelik sözleşmesinden davalı şirket ile ... arasında 27.03.2010 tarihinde acentelik sözleşmesinin imzalandığı, bu sözleşmenin ekleri olarak cari hesap sözleşmesi, acentenin kullanımına bırakılan demirbaş, malzeme ve araç listelerinin bulunduğu görülmektedir.

Acentelik sözleşmesinin “Acentenin faaliyet ve sorumluluk sınırları” başlıklı 4. maddesinde, acentenin gerek bölgesi içinde, gerekse yurdun başka bir yerinde ... kargo dışında hiçbir gerçek ya da tüzel kişinin kargo acenteliğini yapmamayı, kendi acentelik bölgesi dışından her ne gerekçeyle olursa olsun kargo kabul etmemeyi, ... Kargo acenteliğini yaptığı işyerinde başka hiçbir işle iştigal etmemeyi, acentelik hak ve yetkilerini kısmen dahi olsa devir ve temlik etmemeyi, bu sözleşme hükümlerine kısmen dahi olsa aykırı davranmamayı kabul ve taahhüt ettiği, “Acentenin çalışma alanında yeni acentelikler açılması” başlıklı 6. maddesinde, acentenin faaliyet alanı için yeterli olmadığı kanaatine vardığı takdirde çözüm sağlayacağını düşünürse acenteye araç ve personel takviyesi yapılmasını da sağlayabileceği, “Demirbaş, araç temini ve kullanımı” başlıklı 7. maddesinde acentenin her halükarda ... Kargo tarafından belirlenen standartlarda demirbaş, mefruşat vs.’i kullanmasının asıl olduğu, daha önce şube olarak örgütlenen bu idari bölümde halen mevcut olan tüm demirbaş, araç, mefruşat vs.’nin kullanım haklarını (mülkiyet hakları ... Kargo’da kalmak kaydıyla) tutanakla devralacağı ve kullanılacağı, normal kullanım süreleri sonunda kullanılamaz duruma geldikleri tespit edildiği takdirde yenileme işlemlerinin ... kargo tarafından sağlanacağı, acentede kullanılacak araçların ise her 5 yılda bir ... Kargo tarafından yenileneceği, “Acente yerinin kiralanması ve ortak sorumlulukları” başlıklı 8. maddesinde, acente kiralık bir gayrimenkulde faaliyet gösterecek ise kira sözleşmesinin ... Kargo nam ve hesabına ... Kargo Acentesi sıfatıyla imzalanacağı, her halükarda kiracılık sıfatının ... Kargo’ya ait olacağı, “Acentenin ortaklık durumu” başlıklı 22. maddesinde, acentenin bir tüzel kişi olması halinde iş bu sözleşmenin imza tarihindeki ortaklık yapısı ve hisse durumlarının ... Kargo’nun onayı olmadan değiştirilemeyeceği, “Taşıma ücretlerinin tespiti” başlıklı 23. maddesinde, kargoların şehir içi ve şehirlerarası taşıma, adresten alıp adrese teslim, nakliye, sigorta ve müşteriye yansıtılacak telefon ihbar ücretlerini münhasıran ... Kargonun belirleyeceği, “Personel yapısı ve sorumlulukları” başlıklı 26. maddesinin (b) bendinde, acentenin halen çalışan personeli uygun görür ve bu kişilerle çalışmak isterse; personelin devir tarihine kadar ki döneme ait işçilik hak ve alacaklarından ... Kargo’nun, devir tarihinden sonraki döneme ait işçilik hak ve alacaklarından ise acentenin sorumlu olacağı, 26. maddenin (c) bendinde, acentenin halen mevcut personeli istihdam etmek istememesi durumunda, söz konusu iş akitlerinin feshinden kaynaklanacak her türlü ödemenin ... kargoya ait olacağı, 26. maddenin (d) bendinde, acentenin sözleşmenin herhangi bir döneminde mevcut personele ek olarak ilgili yasal mevzuatın öngördüğü hükümlerle (6. madde hükmü saklı) personel alabileceği veya mevcut personelin iş akitlerini feshedebileceği düzenlemelerine yer verilmiştir.

Dairemiz incelemesinden geçerek kesinleşen emsal dosyalarda, kargo şirketlerinin kendi çalışanları ile yaptıkları acentelik sözleşmelerinin muvazaalı olduğunun kabul edildiği dikkate alındığında, davalı şirket ile dava dışı önceki çalışanı ... arasında imzalanan acentelik sözleşmesinin de muvazaalı olduğunun kabulü gerekir. Nitekim, davaya konu olayın aynı olduğu diğer bir davada feshe bağlı alacaklara ilişkin taleplerin reddine dair karar Dairemizin 2012/6212 E.-2012/28319 K. sayılı kararıyla onanmıştır. Bu durumda somut olayda, davacının aynı işyerindeki çalışması devam ettiğinden ve davacının davalı şirket nezdindeki çalışması fesihle sona ermemiş olduğundan feshe bağlı alacaklar olan kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti alacağı taleplerinin reddi gerekirken kabulü hatalı olup bozma nedenidir. Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililerine iadesine, 03.07.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
03.07.2017 BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK İş Hukuku 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 4857 sayılı İş Kanunu K4857 md.25