13. Hukuk Dairesi
13. Hukuk Dairesi 2014/35342 E. , 2014/31854 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı bankadan kullanmış olduğu tüketici kredileri nedeniyle haksız tahsil edilen fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.300 TL'nin dava tarihinden itibaren tahsilini talep etmiş, 04.07.2014 tarihli ıslah talebi ile talep miktarını 2.142,46 TL yükseltmiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece davanın kabulü ile, 2.142,46 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Davacı, eldeki davanın dava dilekçesinde 1.300 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 04.07.2014 tarihli ıslah talebi ile talep miktarını 2.142,46 TL.ye çıkarmıştır. Mahkemece davanın kabulü ile, 2.142,46 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmiştir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 117. maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu ancak alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Muaccel hale gelmiş bir borçtan dolayı alacaklının herhangi bir ihtarı yok ise anılan yasa maddesi uyarınca faize ancak dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekir. Dava konusu olayda davacı, dava tarihinden önce 2014/35342-31854 davalıya ihtar çekerek onu temerrüde düşürdüğünü iddia ve ispat etmemiştir. Bu itibarla dava dilekçesinde talep edilen ve hüküm altına alınan miktardan dava dilekçesinde talep edilen kısma dava tarihinden itibaren, ıslah dilekçesi ile talep edilen miktara ise ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekirken, kabul edilen miktarın tamamına dava tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, usulün 438/7.maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.