13. Ceza Dairesi
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Sanık tarafından verilen 18.03.2016 tarihli eski hale getirme, temyiz ve infazın durdurulmasına ilişkin dilekçede; karar yüzüne karşı verilmediğinden temyiz hakkını kullanamadığının belirtildiği, temyiz dilekçesi ve eski hale getirme talepli istemin birlikte verilmesi halinde, karar verme yetkisinin Yargıtay'ın ilgili dairesi olduğu, bu nedenle mahkemenin 04.04.2016 tarih, 2014/448 Esas ve 2015/348 Karar sayılı ek kararının kaldırılarak yapılan incelemede; Suçun nitelendirilmesine göre CMK'nın 150. maddesinin 2. ve 3. fıkraları gereğince sanığa zorunlu müdafii atanmasını gerektirecek bir durum bulunmadığı halde mahkemece, sanığa yargılama aşamasında zorunlu müdafii atanmakla beraber, 27.11.2014 tarihli oturumda bozma ilamı okunarak savunması alınan sanığın müdafii istemediğini belirtmesi üzerine Baro tarafından atanan Av. ......'ın görevinin sona erdiği, 07.05.2015 tarihinde bu müdafiin yüzünde ve fakat sanığın yokluğunda verilen hüküm sanık yönünden temyiz süresini başlatmayacağından sanığın eski hale getirme isteminin kabulü ile öğrenme üzerine yapmış olduğu 18.03.2016 tarihli temyiz isteminin süresinde olduğunun kabulü ile yapılan temyiz incelemesinde; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak;
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın