18. Ceza Dairesi
İnsan ticareti suçundan sanıklar ..., ..., ... ve ...’in beraatlerine, sanıklar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden 3.600,00 Türk lirası maktu vekalet ücretinin hazineden alınarak sanıklara verilmesine dair Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 02/02/2016 tarihli ve 2013/41 esas, 2016/39 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20/02/2016 gün ve 402188 sayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi. İstem yazısında; “ Dosya kapsamına göre, yargılama aşamasında her dört sanığın da aynı avukat tarafından temsil edilmesi karşısında, 1136 Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan ve karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/4. maddesinin ikinci cümlesinde yer alan "Beraat eden sanıklar birden fazla ise beraat sebebi ortak olan sanıklar müdafii lehine tek, beraat sebebi ayrı olan sanıklar müdafii lehine ise ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur." şeklindeki düzenleme uyarınca, tüm sanıklar hakkında tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” denilmektedir. Hukuksal Değerlendirme: 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168.maddesinin 1.fıkrasında “Baronun yönetim kurulları, her yıl Eylül ayı içerisinde, yargı yerlerindeki işlemler ile diğer işlemlerden alınacak avukatlık ücretinin asgari hadlerini gösteren birer tarife hazırlayarak Türkiye Barolar Birliğine gönderirler.” 2.fıkrasında “Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca, baro yönetim kurullarının teklifleri de göz önüne alınmak suretiyle uygulanacak tarife o yılın Ekim ayı sonuna kadar hazırlanarak Adalet Bakanlığına gönderilir.” hükümlerine yer verilmiş, 5271 sayılı CMK'nın 324. maddesinin 1.fıkrasında “Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir.” 2.fıkrasında, “Hüküm ve kararda yargılama giderlerinin kimlere yükletileceği gösterilir." hükümleri düzenlenmiştir. Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan ve karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14. maddesi “Ceza davalarında ücret” başlığını taşımakta olup; 4. fıkrasında “Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir. Beraat eden sanıklar birden fazla ise beraat sebebi ortak olan sanıklar müdafii lehine tek, beraat sebebi ayrı olan sanıklar müdafii lehine ise ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur.” düzenlemesi yer almaktadır. 1136 sayılı Avukatlık Kanununun "Avukatlık ücreti" başlıklı 164. maddesinde Avukatlık ücretinin avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade edeceği, değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesinin uygulanacağı, dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücretinin avukata ait olacağı, aynı Kanunun “İşi sonuna kadar takip etme zorunluluğu ve başkasını tevkil” başlıklı 171. maddesinde de avukatın, üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip edeceği belirtilmiştir. Öte yandan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun “Yargılama giderleri” başlıklı 324. maddesinin 1. fıkrasında “Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir.” hükmü, “Beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi hâlinde gider” başlıklı 327. maddesinde “Hakkında beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişi, sadece kendi kusurundan ileri gelen giderleri ödemeye mahkûm edilir. Bu kişinin önceden ödemek zorunda kaldığı giderler, Devlet Hazinesince üstlenilir.” kuralları yer almaktadır. Öte yandan diğer hallerde bu Kanunun 324 ila 330. maddeleri arasında Hazine aleyhine hangi durumlarda yargılama giderlerine hükmedileceği açıkça belirtilmiştir. Yukarıda belirtilen hükümlerin değerlendirilmesinden avukatlık ücretinin avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı ifade ettiği ve bu meblağın dava sonunda ücret tarifesine göre belirleneceği, avukatın üzerine aldığı işi sonuna kadar takip etme zorunluluğunun bulunduğu, ceza davalarında tarifeye göre hükmedilmesi gereken avukatlık ücretinin yargılama giderlerinden olduğu, hakkında beraat kararı verilenlerin kendi kusurundan kaynaklı giderleri ödemek zorunda olduğu, bunun yanında önceden ödemek zorunda kaldığı giderlerin de Devlet Hazinesince üstlenileceği anlaşılmaktadır. 2016 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14/4.maddesiyle, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedileceği, ancak beraat eden sanıklar birden fazla ise beraat sebebi ortak olan sanıklar müdafii lehine tek, beraat sebebi ayrı olan sanıklar müdafii lehine ise ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunacağı kuralı getirilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 16/10/1978 tarih ve E:1978/2-324, K:1978/350 sayılı kararında; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Hükümlerinden hareketle “vekalet ücretinin tayininde esas ve ilke olarak davacı veya sanıkların adedini yada bir sanığın birden çok suç işlemiş olmasını değil, usulünce açılan ve avukat tarafından takip olunan davaların adedini ele almakta ve taraflara yükletilecek avukatlık parasının her dava için ayrı ayrı tayinini öngörmüş bulunmaktadır. Buna göre, ayrı ayrı dava açılmadıkça ücreti vekaletin de ayrı ayrı tayin ve takdiri mümkün değildir.” şeklinde değerlendirmede bulunmuştur. İnceleme konusu somut olayda; sanıklar ..., ..., ... ve ...’in, TCK’nın 80.maddesi uyarınca insan ticareti suçundan yargılandıkları, dava kapsamında aynı vekil tarafından temsil edildikleri, yerel Mahkemece 02.02.2016 tarihinde, sanıklar hakkında üzerlerine atılı suçu işledikleri sabit olmadığından beraat kararı verildiği ve bu kararın temyiz edilmeden kesinleştiği anlaşılmıştır. Yerel Mahkemece hüküm fıkrasında; “Sanıklar ..., ..., ... ve ...'in kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesine göre 3600 TL maktu vekalet ücretinin hazineden alınarak sanıklara verilmesine” hükmedilmiştir. Karar tarihinde uygulanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre yapılan değerlendirmede, sanıkların beraat sebebinin ortak olduğu, CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verildiği görülmektedir. Yerel Mahkemece hüküm fıkrasının, tek bir maktu vekalet ücretinin hazineden alınarak sanıklara verilmesini belirtir şekilde kurulması gerektiği anlaşıldığından, infazda tereddüte sebep olacak şekilde vekalet ücretine ilişkin yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın