Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Sanığın daha önce evlenmek istediği ancak teklifini kabul etmeyen katılanın evine kağıtlara yazılmış vaziyette bıraktığı notlarda geçen “Neden bana bir cevap yazmıyorsun kırılıyorum sana haberin olsun canım. Ben senden çok hoşlanıyorum ve çok seviyorum seni, ama sen anlamıyorsun beni, neden bitanem ama yemin ederim seni çok seviyorum, insan gibi annemi bir defa gönderdim olmaz dedin, şu da var bitanem seni her gördüğümde şeytan diyor ki tut kolundan kaçır ama yapamıyorum, istiyorum ki güzellikle olsun, senden ricam okul çıkışı bana bir ışık yak yada en azından kafanı sallaman yeterli, senden yarın mutlaka bir cevap bekliyorum, yada telefonun varsa çağrı at ben ararım bitanem, … yazacağın evet veya hayır bekliyorum” şeklindeki ifadeler karşısında, eylemin TCK’nın 105/1 maddesine uyan cinsel taciz suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek, sırf huzur ve sükûnunu bozmak özel kastıyla işlenebilen kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçundan hüküm kurulması, Kanuna aykırı ve sanık ...’in temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnamedeki isteme aykırı olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 13.09.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.