8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2016/2463 E. , 2017/11084 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kabulüne dair kararın davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz'in 22.10.2015 gün ve 2015/12658 Esas, 2015/18792 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Davacılar vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; ONANMASINA dair Dairemizin 22.10.2015 gün ve 12658-18792 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunan davacılar vekili, karar düzeltme incelemesinin duruşmalı yapılmasını istemiş ise de yasal olarak mümkün bulunmadığından duruşma isteği nazara alınmamıştır. Davacılar vekili, davaya konu 181 ada 1 parsel sayılı taşınmaz ile bu taşınmazdan ifrazen oluşan 181 ada 1/A parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin 2.7.1958 tarihinde yapıldığını, aynı tespitte vekil edenlerinin murisi Dursun....adına da 21/720 hisse tespit ve tescil edildiğini, bu tarihten itibaren taşınmazların zilyedinin vekil edenleri ve murisleri olduğunu, uzun süre önce öldüklerini tahmin ettikleri diğer davalı kayıt maliklerinin ve mirasçılarının dava konusu taşınmazlarda zilyetliklerinin bulunmadığını, her ne kadar taşınmaz üzerinde Vakıf Şerhi bulunmakta ise de bu şerhin zilyetlik ile edinime engel olmadığını, davalılardan Vasil Koti'nin 8.7.1928 tarihinde öldüğünü ve veraset ilamının alındığını, diğer davalıların da veraset ilamlarının alınacağını açıklayarak, davaya konu taşınmazlardaki davalılar hisselerinin iptali ile vekil edenleri adına miras payları oranında tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili, icareli vakıf taşınmazlarının zilyetlik ile kazanıma uygun olmadığını, mutasarrıfların mirasçı bırakmadan ölmeleri halinde taşınmazların vakfına döneceğini beyanla davanın reddini savunmuştur. Davalı Hazine vekili, davaya konu 181 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ifraz görmediğini, davalı kayıt malikleri adına ... tayin edildiğini, taşınmazların malik haneleri dolu olduğu için zilyetlik ile kazanılamayacağını, kanunları gereği Devlete kalan yerler ile il, ilçe ve kasabaların İmar Planının kapsadığı alanlardaki taşınmazların zilyetlikle kazanılamayacağını beyanla davanın reddini savunmuştur. Elizabeth Sofiyadis ve ... vekili, harcın eksik yatırıldığını, dava konusu taşınmazlarla ilgili ortaklığın giderilmesi davalarının devam ettiğini, on bir yıldır devam eden bu davalar var iken zilyet olunduğunun iddia edilmesinin iyi niyetli olamayacağını, vekil edenlerinin taşınmazlarla her zaman ilgilendiğini beyanla davanın reddini savunmuştur. -//- Mahkemece; “Davacı vekilinin ...., Çubuklu Mah. 181 ada, 1 parsel sayılı taşınmadan ifrazen oluşan 181 ada , 1/A parsel sayılı taşınmazın MK 713/2 maddesi uyarınca ve maliki 20 yıl önce ölmüş hukuki sebebine dayanarak davacılar adına tescilini istediği, yapılan araştırmalardan, sunulan delillerden davacıların zilyetliklerinin 20 yıldır devam etmediği, davalıların dava konusu yerle olan tüm bağlarını devam ettirdikleri bu yerleri terk etmedikleri kanunun aradığı anlamda kesintisiz ve malik sıfatıyla bir zilyetliğin bulunmadığı ve dava konusu taşınmaz üzerinde vakıf şerhinin bulunduğu taşınmazın Sultan Mahmut Sani Vakfından icareli olduğu bu şerhi taşıyan taşınmazların zilyetlik yoluyla kazanılmasının mümkün olmadığı taşınmazın sahiplerinin mirasçı bırakmadan ölmeleri halinde taşınmazın vakfına dönmesi gerektiği” gerekçesi ile, davanın reddine dair verilen kararı davacılar vekili temyiz etmiş ve, Dairenin 22.10.2015 gün ve 2015/12658 E., 2015/18792 K. sayılı ilamıyla Mahkeme kararının ONANMASINA karar verilmiş ve davacılar vekili süresinde Karar Düzeltme talebinde bulunmuştur. Her ne kadar yazılı gerekçeler ile ret kararı verilmiş ise de, Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Bilindiği üzere, bir davanın görülebilmesi için öncelikle davada taraf teşkilinin sağlanması gereklidir. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların duruşma gününden haberdar edilmesi ile mümkün olur. HUMK'nun 73. maddesinde; “Kanun'un gösterdiği istisnalar haricinde Hakim her iki tarafı istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez” denilmektedir. Madde metninde açıkça görüldüğü üzere taraflar, yöntemine uygun bir biçimde davet edilmedikçe mahkemece karar verilemez. Aynı durum, HMK'nun 27. maddesinde de; “Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi haklarıyla bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler” amir hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu maddede yer alan “ hukuki dinlenilme hakkı” tabiri ile HMK'nun 27. (HUMK. m.73) maddesindeki durum ifade edilmiştir. Bu hak, Anayasa’nın 36. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Bu hak, iddia ve savunma hakkı olarak da bilinse, iddia ve savunma hakkından daha geniş ve daha üst bir kavram olarak nitelendirilmektedir. Somut olayda, Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de, yargılama sırasında payı iptale konu pay maliklerine herhangi bir şekilde ve yolla tebligat yapılmamış ve taraf teşkili sağlanamamıştır. Böylece, davada taraf sıfatı ile savunma hakkı tanınmamış ve daha ötesi savunma hakkı kısıtlanmıştır. Saptanan bu somut ve hukuki olgulardan da anlaşılacağı üzere, davada taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında hüküm kurulamaz (HGK'nun 22.02.2012 tarih, 2011/8-763 Esas, 2012/85 Karar sayılı kararı). TMK'nun 713/2.maddesinde belirtilen hukuki sebeplerden birine dayanılarak açılan davalarda, bu tür davaların niteliği ve özelliği gereği husumetin yargılama sırasında tamamlanması mümkün ise de kayıt malikine ... atanmak suretiyle davanın yürütülmesi olanaklı değildir. Mahkemece, bu eksiklik yargılama sırasında yerine getirilmemiş ve davada taraf teşkili sağlanamamıştır. Öyleyse Mahkemece yapılacak iş; davaya konu pay maliklerinin sağ olup olmadıklarının veya vefat edip etmediklerinin araştırılması, sağ olduklarının tespit edilmesi halinde kendilerine usulüne uygun bir biçimde tebligat yapılması; ölü olduklarının belirlenmesi halinde ise, var ise mirasçılarının kesin bir biçimde saptanabilmesi için kayıt maliklerinin hasımlı (hasım Hazine olmak üzere) mirasçılık belgesinin alınıp dosyaya konulması için davacı tarafa süre ve imkan tanınması, mirasçılık belgesine göre belirlenecek -//- gerçek mirasçıların davaya dahil edilmelerinin sağlanarak davaya devam edilmesi, tebligatlar yönünden 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerinin göz önünde tutulması, vefat etmiş iseler gerçek mirasçılarına tebliğ ettirilmesi, bu yolla taraf teşkili sağlanamadığı takdirde ilanen tebliğ yolunun düşünülmesi, kayıt malikinin mirasçısının olmadığı ve mirasının TMK’nun 501.maddesi uyarınca son mirasçı sıfatı ile Devlet’e kaldığının belirlenmesi halinde Hazine'ye ait taşınmazların zilyetlikle edinilemeyeceğinin gözetilmesi, taraf teşkili bu şekilde doğru olarak sağlandıktan sonra, davada, kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanıldığından kazanmayı sağlayan zilyetliğin kanıtlanması, maddi olaylardan sayılan zilyetliğin her türlü delille kanıtlanması mümkün bulunduğundan tarafların bildirdiği/bildireceği tanıkların HUMK'nun 258 ve 259.maddeleri (6100 sayılı HMK.nun 243 ve 244. m.) hükmü uyarınca keşif yerinde hazır bulunmak üzere davetiye ile çağrılmak suretiyle taşınmaz başında yapılacak keşifte dinlenilmeleri, taşınmazın Vakıf arazisi olup olmadığının belirlenmesi bakımından söz konusu Vakfa ilişkin vakfiye ile diğer tüm kayıt ve belgelerin eksiksiz olarak getirtilmesi ondan sonra iddia ve savunma doğrultusunda tüm taraf delilleri toplanıp birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.