11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2014/7185 E. , 2014/15471 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.04.2013 tarih ve 2009/119-2013/190 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalı şirketin müvekkili şirket faydalı model ve tasarımlarının aynısı ve benzeri olan bir takım kapı kasası ve pervazına ilişkin modelleri kendi adına tasarım olarak tescil ettirdiğini ve bu modellerle ilgili olarak müvekkili şirket aleyhine bir takım haksız hukuki girişimlerde bulunduğunu, ceza mahkemesinden alınan değişik iş kararı ile müvekkili şirketin mallarının toplatıldığını, müvekkilinin yaptığı itiraz kabul edilerek malların iadesine karar verilmiş ise de müvekkilinin bu şekilde zarara uğratıldığını, davalının 2005/03331 sayılı tasarım tescil belgesinin yenilik ve ayırt edicilik özelliklerini taşımadığını belirterek davalı tasarımının hükümsüzlüğüne, 554 sayılı KHK'nın 48 ve 52. maddeleri kapsamında 20.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili tasarımının yeni ve ayırtedici olduğunu, müvekkilinin yasal hakkını kullanması sebebiyle tazminat talep edilemeyeceğini, davacının tasarım ve faydalı model belgesinin iptali için dava açıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalı adına tescilli 2006 03331 sayılı çoklu tasarım belgesindeki 4, 6 ve 11 numaralı tasarımların özgün olduğu, 1, 3, 7, 8, 9, 10 nolu tasarımların ise yenilik ve ayırt edici niteliğe sahip olmadığı, davacı tarafa yediemin olarak bırakılan ve sonra teslim edilen ürünlerde bir hasar ve zarar oluştuğu hususunda davacı tarafça delil ibraz edilmediği, yapılan işlemlerin mahkeme kararına dayandığı, davacının oluşmuş ise maddi zararını ispat etmesi gerektiği, diğer yandan davalının bir kısım tasarımların yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olmadığının tespit edilmiş olması da dikkate alındığında manevi tazminat talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının 2006 03331 sayılı çoklu tasarım belgesinin 1, 3, 7, 8, 9, 10 nolu tasarım tescillerinin hükümsüzlüğüne, 4.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, hükmün ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1.Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin, davacı vekiline 25.03.2014 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçesini ise 07.04.2014 tarihinde mahkemeye ibraz ettiği (dilekçe tarihi: 05.04.2014) anlaşılmış olmakla, süresi içerisinde yapılmış bir temyiz başvurusu bulunmadığından, HUMK'nun 432/4. maddesi uyarınca davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davalı vekilinin temyiz itirazına gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3.Ancak, mahkemece dava konusu davalıya ait çoklu tasarım belgesindeki 1, 3, 7, 8, 9, 10 nolu alt tasarımların yeni ve ayırtedici niteliğe sahip olmadığının bilirkişi raporuyla tespit edildiği gerekçesiyle manevi tazminata hükmedilmiş ise de, sırf hükümsüzlük kararı verilmiş olması sebebiyle manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, davacı şirketin malları mahkeme kararıyla toplatıldıktan sonra iadesine karar verilmesinin tek başına MK'nın 2. maddesine aykırı davranıldığını göstermeyecek olması karşısında manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabul kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.