11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2014/8238 E. , 2014/16024 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/03/2014 tarih ve 2012/4-2014/97 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkilinin bir süre ortaklık yaptığı dava dışı ...in oğlu olduğunu, davacının emeklilik işlemleri nedeniyle bir süre resmiyette davalının ortak göründüğünü, ancak ortaklığın ... ile davacı arasında devam ettiğini, müvekkilinin soy adı olan ve yıllarca kullandığı, ticaret ünvanında da bulunan "..." ibaresinin davalı yanca marka olarak tescil edilmek istendiğini, bunun haksız rekabet oluşturacağını ileri sürerek 2010/49492 sayılı "..." ibareli markanın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının TPE nezdinde idari prosedüre uymaksızın ve henüz idari inceleme devam ederken davayı açtığını, dava dışı ...'in 09.09.2002 tarihinde sicile "..." olarak kaydolup 09.08.2004 tarihinde faaliyetini terkettiğini, müvekkilinin Ticaret Siciline de kayıtlı olduğu halde 09.08.2004 tarihinden beri "..." isimli işyerinde kuyumculuk faaliyetini sürdürdüğünü, Türk Ticaret Kanunu'nun 51'nci maddesinin işletmenin ticaret ünvanından ayrı olarak devredilemeyeceğini, 556 sayılı KHK'nin 16/1'inci maddesinin ise işletmenin aktif ve pasifi birlikte devri halinde aksi kararlaştırılmadıkça markanın da devrini kapsadığını ifade ettiğini, müvekkilinin zaten yıllardır kullandığı markasını tescil ettirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davacının "..." işletmesinden ayrılması ile yapılan yazılı protokolde aksi belirtilmediğinden işletme ile birlikte unvanın da devredilmiş olduğunun kabul edileceği, hem marka hukuku hem de ticaret hukuku açısından bakıldığında davalının kötü niyetli olduğu sonucuna varmanın mümkün olmadığı, davalının işletme ile birlikte devraldığı "..." ibareli ticaret unvanını ve tescilsiz markayı kendi adına tescil etme hakkı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, 2010/49492 sayılı "..." ibareli markanın iptalini talep etmiş olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık konusu olan 2010/49492 sayılı markanın işbu davanın açıldığı tarih itibariyle henüz TPE nezdinde başvuru aşamasında olduğu, marka tescilinin dava tarihinden sonra yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. 556 sayılı KHK'nın 42'nci maddesi uyarınca bir markanın hükümsüzlüğünün istenebilmesi için sicile tescili gerekli olup, böyle bir dava ancak sicile kayıtlı marka sahibi aleyhine açılabilir. Oysa, yukarıda da açıklandığı üzere iş bu dava marka tescil başvurusu aşamasında açıldığına göre erken açılmış bir dava mahiyetinde olduğu halde, hükümsüzlük davası olarak nitelendirilmek suretiyle mahkemece işin esasının incelenerek karar verilmesi doğru değilse de neticeten mahkemece verilen davanın reddine ilişkin karar yukarıda belirtilen gerekçe itibariyle sonucu bakımından doğru bulunduğundan, hükmün açıklanan bu gerekçe ile onanması gerekmiştir.