15. Ceza Dairesi

Dolandırıcılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanığın yokluğunda verilen mahkumiyet hükmünün, sanığın hükümlü olarak bulunduğu cezaevinde 10/06/2014 tarihinde yapılan tebliğin CMK'nın 35/3. maddesine göre usulüne uygun olmaması karşısında, 19/06/2014 tarihli temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilerek tebliğnamedeki ret kararının onanmasını isteyen düşünceye iştirak edilmeyerek yapılan incelemede; 16/12/2013 tarihli iddianamede, olay tarihinde sanığın katılan ...'i arayarak kendisini polis memuru olarak tanıttığı, katılanın kimlik bilgileri ile 23 adet telefon hattı çıkarılarak terör olaylarında kullanıldığını, olayın aydınlatılması için para göndermesi gerektiğini söyleyerek 14.376 TL parayı yatırtmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edilmesi karşısında; eylemin, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 158/1.maddesine eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık fiiline ilişkin delillerin takdiri ve değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 03/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap