14. Hukuk Dairesi
14. Hukuk Dairesi 2015/5123 E. , 2017/5987 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 01.04.2014 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 28.11.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davalı davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Kaynağını Türk Borçlar Kanununun 29. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Türk Borçlar Kanununun 237. maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706. ve Noterlik Kanununun 89. maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanununun 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 146. maddesi hükmü gereğince on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır ve bu süre sözleşmenin ifa olanağının doğması ile işlemeye başlar. Ancak satışı vaat edilen taşınmaz, sözleşme ile veya fiilen satış vaadini kabul eden kişiye yani vaat alacaklısına teslim edilmiş ise on yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan davalarda zamanaşımı savunması Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde yer alan “dürüst davranma kuralı” ile bağdaşmayacağından dinlenmez. Somut olaya gelince;
Tarafların kardeş olup, ...
1.Noterliğinin 26 Kasım 1998 tarih ve 17541 yevmiye sayılı işlemi ile düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yaptıkları, sözleşmeye göre satmayı vaat eden davalı ...'nın gerek sahip ve maliki olduğu gerekse murislerinden kendisine intikal eden ... , ... ilçesi ... köyü hudutları dahilindeki dava konusu taşınmazları davacılara 400.000.000 TL bedelle satmayı vaat ettiği, satış bedelini nakden ve tamamen aldığını beyan ettiği, gerek 14.10.2014 günlü duruşmadaki davacı taraf beyanları gerekse davalının cevap dilekçesi ile de kabul ve beyan ettiği üzere dava konusu taşınmazların satış vaadi sözleşmesinin yapıldığı tarihten sonra vaat alacaklıları olan davacıların zilyedliğinde olduğu ve onlar tarafından kullanıldığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar davacılar bu davayı 01.04.2014 tarihinde açmış olsalar da; satışı vaat edilen dava konusu taşınmazlar, sözleşme sonrası fiilen satış vaadini kabul eden kişilere yani vaat alacaklısı davacılara teslim edilmiş olup onlar tarafından kullanılmış olduğundan, on yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan davalarda zamanaşımı savunması Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde yer alan “dürüst davranma kuralı” ile bağdaşmayacağından dinlenmez. Bu durumda, mahkemece satış vaadi sözleşmesi ile davacılara satışı vaat edilen taşınmazlarla ilgili olarak işin esası incelenip sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiş bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.