11. Hukuk Dairesi         2016/5406 E.  ,  2017/4856 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Iğdır 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 05/02/2016 tarih ve 2015/258-2016/98 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 26/09/2017 günü hazır bulunan davacı vekililleri Av. ... ile Av. ...r, davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalının müvekkili şirketin ortağı iken şirket hesabından avans olarak toplam 213.618,56 TL çektiğini, talep edilmesine rağmen davalının borcunu ödemediğini, alacağın tahsili için başlatılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile takibin devamını talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkiline ödenen paranın avans olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davacı tarafa dava konusu havalelerin borç olarak verildiğine ilişkin delillerini sunması için verilen süre içerisinde beyanları ile birlikte belgeler ibraz etmiş ise de dava konusu bedellerin borç olarak verildiğine ilişkin herhangi bir delil sunmadığı, bu nedenle de havalenin borç olarak verildiğinin ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davacı şirket tarafından davalı ortağa avans olarak verildiği iddia edilen paranın tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

Mahkemece davacı tarafından davalıya gönderilen havale bedellerinin borç olarak verildiği kabul edilerek davanın kısmen kabulüne dair verilen ilk karar, Dairemizin 2014/3195 Esas 2015/1181 Karar sayılı ilamı ile havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karinenin bulunduğu, bu yasal karinenin tersini ileri sürenin iddiasını ispat etmesi gerektiği, bu itibarla davacı tarafından davalıya gönderilen havalelerin avans (borç) olarak verildiğinin ispatı için davacıya imkan sunulması ve neticesine göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuş olup, mahkemece dava konusu bedellerin borç olarak verildiğine ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı gerekçesi ile bu kez davanın reddine karar verilmiştir.

Ancak, davacı gerek dava dilekçesinde gerekse yargılama aşamasındaki beyanlarında davalının şirketin tek yetkilisi ve başhekim sıfatıyla yöneticisi olduğunu ileri sürdüğüne göre, davalının şirkette müdür olup olmadığı, müdür ise davalıya yapılan ödemelerin şirket defterlerine kaydı işlemlerinin davalının şirket müdürü olduğu dönemde yapılıp yapılmadığı hususunun şirket ticari defteri de incelenmek suretiyle araştırılması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 28/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
28.09.2017 BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk