17. Ceza Dairesi 2015/23386 E. , 2017/13210 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
konut dokunulmazlığının ihlali
Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
1.Sanık ... hakkında kurulan hükümlerin yapılan incelemesinde;
20.01.2014 tarihinde tebliğ edilen hükme karşı yasal süreden sonra 03.02.2014 tarihinde temyiz isteminde bulunan sanık ...'ün temyiz talebinin tebliğnameye uygun olarak REDDİNE,
2.Sanık ... hakkında mala zarar verme suçlarından kurulan tüm hükümler ile müştekiler ..., ... ve ...'e yönelik hırsızlık suçlarından kurulan hükümlerin yapılan incelemesinde; Hırsızlık suçlarının gece vakti işlendiğinin anlaşılmasına rağmen 5237 sayılı TCK'nın 143. maddesinin uygulanmaması, karşı temyiz olmadığından, bozma nedeni yapılmamıştır.
Hak yoksunluklarına hükmedilirken yanılgılı hüküm kurulmuş ise de, mahkumiyetin kanuni sonucu olarak infaz evresinde resen ve doğru olarak,
TCK'nın 53. maddesinin 1 ila 3. fıkralarında öngörüldüğü biçimde uygulanması mümkün görüldüğünden ve Anayasa Mahkemesi'nin hükümden sonra 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 08/10/2015 tarih, 2014/140 Esas ve 2015/ 85 sayılı kararı ile TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendine yönelik olarak vermiş olduğu iptal kararlarının da kapsam ve içerik itibariyla infaz aşamasında mahallinde gözetilebileceğinden,bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre, sanık ...'nun temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
3.Sanık ... hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan tüm hükümler ile müştekiler ..., ... ve ...'a yönelik hırsızlık suçundan kurulan hükümlerin yapılan incelemesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
1.Sanığın tüm müştekilerin oturduğu binadaki ortak alan olan kömürlükten hırsızlık yaptığının anlaşılması karşısında; bir kez konut dokunulmazlığının ihlali suçundan cezalandırılması yerine yazılı şekilde hüküm kurulması,
2.Konut dokunulmazlığının ihlali suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiğinin anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK'nın 119/1-c maddesinin uygulanmaması,
3.Sanığın beyanında suçu saat 22:00'den sonra işlemeye başladıklarını söylemesi ve yakalama tutanağına göre 03:30'da suça konu mallarla yakalandığının anlaşılması karşısında; hırsızlık suçlarının gece vakti işlenmesine rağmen sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 143. maddesinin uygulanmaması,
4.5237 sayılı TCK'nın 61/1. maddesine göre malın değerinin az ya da çok olması, temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşmak için bir kriter olup, hırsızlık suçuna konu malın değerinin az olmasının TCK'nın 145. maddesinde ayrı olarak düzenlenmesi, kanun koyucunun hırsızlık suçunda malın değerinin az olmasına verdiği önemi göstermektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 15.12.2009 gün ve 6/242-291 sayılı içtihadında belirtildiği üzere, "...daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma" görüşünün,
TCK'nın 145. madde uygulamasında bütünüyle reddedilmesi mümkün değil ise de, maddenin yalnızca bu tanımlamayla sınırlandırılması da olanaklı değildir.
TCK'nın 145. maddenin gerek ilk şekli, gerekse değiştirilmiş biçimi; ortak tanımlama ile, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan değerin az olmasını temel almaktadır.
TCK'nın 145. maddesine göre, faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması yeterli olup, hâkim indirim oranını TCK'nın 3. maddesinde öngörüldüğü üzere “işlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır. Değer azlığı nedeniyle ceza vermekten vazgeçme kararı verilecek ise; malın değerinin azlığı yanında “suçun işleniş şekli ve özellikleri” de dikkate alınmalıdır.
TCK'nın 145. maddesinin uygulanmasında hâkime takdir hakkı tanınmış olup, hâkim takdir hakkını kullanırken keyfiliğe açmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle uygulama yapmalıdır.
Somut olayda ise; müşteki ...'ün 50 TL değerindeki kombi, şohben ve tepsisini, müşteki ...'ın değeri tespit edilmeyen 1 adet bakır tepsinini ve müşteki ...'ın değeri tespit edilmeyen 1 adet bakır güğüm ile 1 adet bakır kazanını çalan (müştekiler ... ve ...'ın çalınan mallarının değeri tespit edilerek TCK 145. maddesinin uygulanma koşulları varsa) sanık hakkında suçun işleniş şekli ve özellikleri itibariyle ceza vermekten vazgeçilemeyecek ise de, hırsızlık konusunu oluşturan malın değerinin miktar olarak az olması nedeniyle TCK'nın 145. maddesi gereğince verilen cezadan belirlenecek oranda indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
5.Sanık tarafından müşteki ...'ın 1 adet bakır tepsisinin çalındığı, müştekinin tüm aşamalardaki beyanlarında suça konu tepsinin daha sonra boş arazide komşusu tarafından bulunup kendisine verildiğini söylemesi nedeniyle, sanık hakkında koşulları oluşmadığı halde, 5237 sayılı TCK'nın 168. maddesinin uygulanması,
6.Sanığın müşteki ...'dan 1 adet bakır güğüm ile 1 adet bakır kazanı çaldığı, dosya içerisinde müştekiye malların iade olduğuna dair bir evrakın olmadığı ve müştekinin kolluk beyanında da mallarını teslim almadığını belirttiği, müştekinin yargılama aşamasında dinlenmediği ancak sanıkların yakalandıkları araçta ele geçen mallar arasında güğüm ve kazanın da olması nedeniyle bu müşteki yönünden de soruşturma aşamasında iade olabileceği değerlendirilmekle bu durum araştırılıp, sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 168/1. maddesinin uygulanma koşularının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
7.Kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanıkların, 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (a), (b), (c), (d), (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezaların infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmalarına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi ve T.C. Anayasa Mahkemesi'nin,
TCK'nın 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olması nedeniyle iptal kararı doğrultusunda TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'nun temyiz nedeni bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca ceza süresi bakımından sanığın kazanılmış hakkının gözetilmesine, 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'nun 325. maddesi gereğince yapılan bozmanın hükmü süresinde temyiz etmeyen sanık ...'e sirayetine, 06.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.