5. Hukuk Dairesi 2017/6771 E. , 2017/28548 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasının kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca BOZULMASI hakkında 18. Hukuk Dairesinden çıkan kararı kapsayan 24/03/2016 gün ve 2016/3998 Esas - 2016/4994 Karar sayılı ilama karşı davalı vekilince verilen dilekçe ile karar düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup gereği konuşulup düşünüldü: - K A R A R – 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini istemine ilişkin davanın kabulüne dair mahkemece verilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerinde (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince bozulmuş, bu karara karşı davalılar vekilince karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
a)Dava konusu taşınmaz kadastro parseli, emsal taşınmaz imar parseli olup dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede uygulanan Düzenleme Ortaklık Payı kesintisi oranı Belediye İmar Müdürlüğünden sorulmadan ve gerekçesi gösterilmeden %40 oranında düzenleme ortaklık payı indirimi yapan bilirkişi raporu esas alınarak karar verildiği,
b)Davacı idare harçtan muaf olduğu halde aleyhine harca hükmedildiği, Bu kez yapılan incelemede anlaşıldığından;davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüne, (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 24.03.2016 gün ve 2016/3998 E. 2016/4994 K. sayılı bozma ilamının kaldırılmasına karar verildikten sonra, işin esasının incelenmesinde; Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Arsa niteliğindeki ... Mahallesi 65 ada 93 parsel sayılı taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi yöntem itibariyle doğru ise de, alınan rapor hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki;
1.)Bilirkişi raporunda, emsal alınan taşınmazın emlak vergi değeri ile dava konusu taşınmazın emlak vergi değerinin karşılaştırmasında emsal taşınmazın dava konusu taşınmazdan daha değerli olduğu anlaşıldığı halde ters orantı kurularak dava konusu taşınmazın emsalden daha değerli olduğu kabul edilmek suretiyle bedel belirlenmesi nedeniyle rapor hükme esas alınacak nitelikte olmadığı gibi ; dava konusu taşınmaz kadastro parseli, emsal taşınmaz imar parseli olup dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede uygulanan Düzenleme Ortaklık Payı kesintisi oranı Belediye İmar Müdürlüğünden sorulmadan ve gerekçesi gösterilmeden dava konusu taşınmazdan %40 oranında düzenleme ortaklık payı kesilmesi doğru görülmemiştir.
Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde re'sen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibariyle, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibariyle imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı araştırılarak emsalin imar dava konusu taşınmazın ise kadastro parseli olması durumunda dava konusu taşınmazdan kesilmesi gereken düzenleme ortaklık payı oranının ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulup, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
2.)2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 10. maddesine 6459 sayılı yasanın 6. maddesi ile eklenen hüküm uyarınca dava 4 aylık süre içinde sonuçlandırılmadığından, Anayasa Mahkemesi’nin 19.12.2013 tarih ve 2013/817 başvuru numaralı 1. bölüm kararı da göz önüne alınarak, kamulaştırma bedeline 29.03.2013 tarihinden, karar tarihine kadar geçen süre için yasal faiz yürütülmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3.)Davacı idare harçtan muaf olduğu halde aleyhine harca hükmedilmesi, Doğru görülmemiştir.
Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davalıdan peşin alınan karar düzeltme harcı ile temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 13/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.