8. Hukuk Dairesi

Davacı vekili, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetlik hukuki sebebine dayanarak dava konusu 8520 ada 15 parselin tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiş olup 26.05.2015 tarihli 3. celsedeki beyanı ile davasını zilyetliğin tespiti olarak daraltmıştır. Davalı vekili; davalının hukuki yararının olmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.Mahkemece; dava konusu parseldeki kadastro işlemlerinin 1995 yılında gerçekleştiği ve üzerinden 10 yıl geçtiği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3 maddesi gereğince davacının 1998 yılındaki eklenen zilyetliğinden bahisle bu taşınmaz hakkında itirazda bulunamayacağı, arazinin boş arsa niteliğinde olup, davacının eylemli bir kullanımının bulunmadığı gerekçesiyle hak düşürücü süre yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Dava; TMK md 981 ve devamı maddelerinde yazılı zilyetliğin tespiti isteğine ilişkindir.Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sırasında mahalli mahkemeye geri çevrilmesine rağmen dava konusu 8520 ada 15 parselin önceki tapu kayıtları ilk tesisinden itibaren kadastro tutanaklarıyla temin edilerek dosya arasına konulmadığı gibi mahkemece yapılan keşif sonunda alınan teknik bilirkişi raporunda da dava konusu taşınmazın öncesinde hangi kadastral parsele karşılık geldiği duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmemiştir. Kadastro yoluyla oluşan tapu kaydına dayalı olarak açılan davada anılan kanun maddesi uyarınca hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle karar verilebilmesi için kadastro tespiti öncesi nedene dayanılmalı ve kadastro tutanağının kesinleşme tarihinden itibaren 10 yıl içinde genel mahkemelerde dava açılmalıdır. Her ne kadar davanın hak düşürücü süre geçtiğinden reddine karar verilmişse de araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir.O halde mahkemece yapılması gereken iş; yeniden Tapu Müdürlüğüne yazılacak yazı ile dava konusu 8520 ada 15 parselin ilk tesisinden itibaren tüm tapu kayıtlarının ve varsa kadastro tutanağının istenilmesi, yazılan yazıya cevap verildikten ve kayıtlar gönderildikten sonra yerel ve fen bilirkişileri aracılığıyla taşınmazın başında keşif yapılarak tapu müdürlüğünün gönderdiği yazı ve kayıtların kapsadığı alan duraksamaya yer vermeksizin belirlendikten sonra yukarıda açıklanan ilke ve esaslar doğrultusunda hak düşürücü sürenin geçip geçmediği belirlenerek karar verilmesi gerekirken bu husus araştırılmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMKnun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMKnun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMKnun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 30.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap